31 Ocak 2012 Salı

Yok Böyle Skandal!

Sungkyunkwan Scandal


Konfüçyüs der ki; İyi insanın birinci şartı her koşulda bilgili ve eğitimli olmaktır.

1700'lerde, Konfüçyüs Öğretileri'nin öğretilidiği eğitim yuvasıdır Sungkyunkwan.  Amaç bilgili, erdemli ve eğitimli öğrenciler yetiştirip ülkeyi idare edebilecek dürüst memurlar kazandırmaktır ülkeye. Tabi ki isteyen herkes giremez buraya. Soylu olmak büyük önem taşır. Ve en önemlisi sınavları geçmek zorundasınız. Yoksa isterseniz Soron olun isterseniz Noron sınavları geçemezseniz. Sungkyunkwan'a giremezsiniz. 1700'lerde olsakta ademoğlu her zaman ki 'Armut piş, ağzıma düş.' felsefesini benimseyerek, hileli yollardan Sungkyunkwan'a girme çabaları içerisinde. Parası olan düdüğü çalar misali parası olan bilgisini konuşturur sınavlarda. Parayla kendilerine yedek tutup, başkasını kendi yerlerine sınava sokarlar hilebazlar. Gelecek vaat eden memurlara bak sen! Ülkeyi yönetecek olanlara bak sen! Zaten o sıralarda ülkede sınıf ayrımı almış başını gidiyor. Bir tarafta yiyecek bi lokma ekmek bulamayan Naminler, bir taraftan da onların sayesinde zevk-i sefa içinde, bi elleri yağda bi elleri balda Noronlar. Ve orta sınıf Soronlar var. Kralın hayali ise bu sınıf ayrımlarını yıkıp, herkesin eşit olduğu bir Joseon kurmak. Bu hayalini kurduğu Jeseon için  çok güçlü bir silah var. Var olmasına var da kimse nerde olduğunu bilmiyor. 'Sözlerin Altın Asması' Bir vasiyet. Sır gibi saklandığı yerden çıkarılmalı. Bulunmalı. Ama bu önemli ve gizli görev için kime ya da kimlere güvenmeli?


Kim Yoon He, zeki, güvenilir, iyi kalpli ve güzel bir genç kızdır. Babasını küçük yaşta kaybetmiş, annesine ve hasta erkek kardeşi bakmak için erkek kılığına girip bir kitapevinde Sungkyunkwan öğrencilerinin ödevlerini yapıp, yasaklı kitapları çevirip, didinip duruyor para kazanmak için. Erkek kılığına giriyor çünkü kadınlar o zamanlarda 2. sınıf insan muamelesi görüyor. Eğitim almaya hakları yok. Ya evinin kadını olursun çocuklarına ve kocana hizmet edersin ya da Ginseng olup elin adamlarının sofrasına meze olursun. Düz mantık. Ama kızımız zeki olmasının yanında cesur da. Öyle bi aşkla seviyor ki edebiyatı, yeteneği de var tabi, kardeşinin kimliğiyle(Kim Yoon Shik)yeteneğini kullanarak eve ekmek parası getiriyor. Yine de kıt kanaat geçiniyorlar. Birgün alacaklılar kapıya dayanıyor. Borçlarını ödeyecek kadar paraları olmadığından alacaklı kendisiyle evlenmesi karşılığında borcu silmeyi teklif ediyor. Hangi kız böyle bi şeyi kabul eder ki? Yoon He'de kabul etmiyor tabi. Daha fazla para gerek ama nerden? Sungkyunkwan Akademisi sınavlarına girenlerin yerine sınava yedek olarak girme kararı alıyor sonunda Kim Yoon He. Ama bu sene kopya çekmek, her sene olduğu gibi kolay değil. Çünkü 3. Başbakan'ın oğlu Lee Seon Joon'da sınava giriyor. Prensipleri olan, dürüst bir tiptir kendileri. Başarıya ulaşmak için babasının gücünden yararlanmak istemez. Sınav günü gelip çatar. Ve bu ikilinin yolları da sonunda kesişmiş olur. Herkes heyecanlı, bazıları telaşlı, bazıları korku içinde. Yakalanma korkusu bu. Çünkü sınava yedek soktukları anlaşılanların adları sonsuza kadar aday listesinden siliniyor. Bizim kızda yedek. Yanlışlıkla Lee Seon Joon'un yedeği olduğunu sanıp yanına gidiyor. Amanın! Yapılacak en büyük hatayı yaptın kızım. Tabi Lee Seon Joon, gözünün yaşına bakmadan bunu ihbar ediyor ve arama yapılıyor. Sınavdaki bütün yedekler bir bir ortaya çıkıyor. Neyse kız bi şekilde kaçmayı başarıyor. 2. oturumda birisi Kim Yoon Shik'i yedek olarak çağırıyor. Bu kişi Lee Seon Joon. Niye böyle bi şey yaptık ki? Bu yeteneğin boşuna gitmemesi için, Kim Yoon Shik'inde eğitim alması için. Ona neyse. Öyle böyle bunlar Sungkyunkwan Akademisi'ne girmeye hak kazanıyorlar. Bir de aynı odaya düşmezler mi! O da yetmezmiş gibi Sungkyunkwan'ın Çılgın atı Geol Oh'da aynı odaya verilmesinmi! Bir Noron, bir Soron ve bir Namin. Ne muhteşem bi üçlü. Hadi bakalım parti başlasın. Geol Oh çok cooldur. Asidir. Kendi burnunun dikine gitmeye bayılır. Herkes ondan korkar. Hocalar bile kendi bildiğine bırakmışlardır onu. Belalıdır biraz. Eli de havadadır. Eee boşuna Çılgın at lakabını almamış. 3. senesidir Sungkyunkwan'da ama hala 1. sınıftır. Yanlış anlamayın öyle aptallıktan falan değil. Kütüphanedeki bütün kıtapları okumuşluğu vardır. Zekidir bizim Geol Oh. Sadece derslere ilgi duymaz. Derslerde olduğu nadir zamanlar dışında ya bi köşede uyuyordur ya da bi ağacın tepesine tünemiştir. Uykucudur ve ağaç kuşudur yani. Soron'lardan nefret eder. Abisinin ölümünün arkasında onlar vardır çünkü. Geol Oh'un çok meşhur sözü vardır bir de. '....... yapma, bi süre sonra alışkanlık olur.' Ve Yeorim. Seni yerimmm. Bizim üçlünün yan oda arkadaşlarıdır. Geol Oh'un yıllardan beri kankasıdır. Ondan şıkı yoktur Sungkyunkwan'da. Ah, pardon Hanyang'da, bugünkü adıyla Seoul'de. Eğlence ve kadın düşkünüdür. Zaten takma adı olan Yeorim'ide kadınlara olan düşkünlüğünden almıştır. Herşeyi bilir, her köşeden çıkar. Gizli işler mi karıştırıyosunuz? Yeorim'in olduğu yerde o biraz zor işte. Siz daha ne olduğunu anlayamadan hemen arkanızda bitiverir. Son anda sizi ipin ucundan bile kurtarabilir. Son dakika Kurtarıcı Meleğidir. Şeytana pabucunu ters giydirir. Kıvrak zekasıyla, insanları kandırmakta usta oyunculuk yeteneğiyle her işin üstesinden gelir. Elinden düşürmediği yelpazesiyle, kendine has mimikleri, el kol hareketleriyle, hele de döne döne, bir numara olan yürüyüşüyle çok orjinal bi karakterdir Yeorim. Daha sonraları hepsi bi amaç için bir araya geldiklerinde adları 'İç Akıtan Takım' olur. O zamanın F4'ü yani. Herkes onlara ölür, biter. Ve işte bir sürü engelleri aşarlar birlikte, iyi dost olurlar, birbirlerine sırt çevirmezler ve son.


Şimdi bu kadar yazdım ama diziyi o kadar çok beğendim mi bi sorun. Sordunuz farzediyorum ve cevaplıyorum. Hayır. O zaman niye bu kadar yazdım? Bende bilmiyorum öyle geziniverdi parmaklarım klavyenin üstünde. İzlediğim en iyi 'kızın erkek kılığına girip etrafındakileri kandırdığı' dizi değildi. Daha iyilerini izlemiştim. Zaten nasıl bi erkeğin kız olduğunu anlamazlar şaşarım her dizide. Olur mu öyle şey ya? Bi kızla, erkek çok kolay ayırt edilir. Kız her ne kadar saçını toplayıp, şapka takıp, erkek kıyafetleri giyse de anlaşılır. Neyse adamlar öyle çekmişler diziyi, bizde izlemişiz öyle olduğunu farz ederek. Diziye dönersek bi kere olayları önceden tahmin edebiliyosunuz. Gerçek Kızıl Elçi olsun, sahte Kızıl Elçi olsun kim olduklarını anlıyosunuz.(Sahtesinin o malum kişi olması çok ama çok saçmaydı yani) Evet heyecanlandığım sahneler tabikide oldu ama çok sıradan geçti bölümler. Geol Oh ve Yeorim'in sahnelerini dört gözle bekledim. Kral'ı, Profesör Jung'u çok sevdim. Rektör'ün de yalakalık girişimleri, her girişiminde de niyetini belli etmesine kopardı beni. Son bölümüde beğenmedim ama final sahnesi çok komikti. 'Daha denemediğim yerler var.' :) Bütün dizi boyunca bi Sözlerin Altı Asması'dır gitti ama sonunda fossssss..... Hakkında daha çok bilgi verselerdi keşke. Yine de çok kötü bi yapım değildi. İzlediğime pişman da değilim. Sevdiğim diziler arasında ortalarda bir yerlerde olacak. 


Sungkyunkwan'da bahsettiysek Konfüçyüs'ten bahsetmemek olmaz. Bu yüzden Konfüçyüs'ün çok güzel bir sözüyle yazımı noktalıyorum. 
                                                   
                                            Konfüçyüs der ki ;

               'Egitimli insanların dokuz düşüncesi vardır; 
                Baktıklarında, berrak görmeyi düşünürler... 
               Dinlediklerinde, iyi duymayı düşünürler... 
               Görünüşleri, bakımından sıcak olmayı düşünürler... 
               Davranışlarında, saygılı olmayı düşünürler... 
               Konuşmlarında, doğru olmayı düşünürler... 
               İşlerinde, ciddi olmayı düşünürler... 
               Kuşkuya düştüklerinde, soruları nasıl soracaklarını 
              düşünürler... 
              Öfkelendiklerinde, sorunları düşünürler... 
             Kazancı gördüklerinde, adaleti düşünürler...'

2 yorum:

  1. bu diziyi ben micky yoochn izlemeye başlamıştım.rooftop prince etkisinde kalınca direk bu diziyi izlemeye başladım;ama yoochun adına büyük hayal kırıklığına uğradım.Ama onun da anlıyorum.Fazlasıyla dürüst ve soğuk kanlı bi kişiliği oynamak zorundaydı;ancak yine de beni kendisine çekemedi.erkek kılığına giren bayan kahramanımız namı diğer daemul fena bulamadım.you are beutiful'daki erkek kılığına giren kız rolündeki park shin göre daha başarılıydı.en azından akıllıydı.salak numarası yapan saf kızlardan ööööö gelmişti.ve gelelim asıl adamlarıma geol oh ve yeorim herkes gibi bende bu ikiliye bittim. üniverisite mevzunu birisi olarak söylüyorum.ben bu ikili görünce tek kelime söylemiştim.okumamaşım.hele de yeorim...onun her sahnesi bi harikaydı.onun tavır ve hareketlrini her izlediğimde nerdeyse bilgisayarın ekranı parçalacaktım.uzun zamandır böyle orjinal bir karakter izlemiştim.hep derdim başak burcu benim gibi gözünü eylül ayında açmış bir koreli aktör yok mu?o da ne song joong ki varmış.ne kadar sevindim.hemde beni oyunculuğunyla bu kadar etkileyen beni benden alan birisi...korede bay bayan ünlülere soraralar ya ideal tipin kim diye cevap veriyorum.Song joong ki...(her ne kadar jang geun suk sevsem de kusura bakmasın ideal tip olayı gerçekten farklı bir durum..her ne kadar asya prensi olsada ben aşkı daha alçakgönüllülerde yaşamak isterim)bi de 1985 doğumlu olduğunu duyduğum da şok oldum ne kadar küçük gösteriyor.bu benim için daha iyi...19 eylül 1985 song joong ki ve onu çok seven 14 eylül 1988 doğumlu hayranı olan beni biribiriyle buluşturan bu diziniyi her ne kadar bende olağanüstü demesem de sevenleri buluşturduğu için seviyorum.(korede her ayın 14'ü özel bir güne denk geliyormuş.14 eylül korede fotoğraf ve müzik günüymüş.bir gün 14 eylül günü doğum günümü korede kutlarsam hediye olarak song joong ki isteyeceğim.onunla doyasıya fotoğraf çekinip şarkılar dinleyeceğim.bu arada hayalimi itiraf etmiş oldum.amanın)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Micky Yoochun'u bende beğenmedim burada, çok donuk bir oyunculuğu vardı. Ama yine de çok eleştirmemek lazım çünkü yanlış hatırlamıyosam ilk oyunculuk deneyimiydi. :)
      Rooftop Prince'i izlemedim daha ama sanırım kendini bayağı bi geliştirmiş orda, methini duyduğum kadar nefret edenini, zamanım boşa gitti diyenini de duydum ama yine de merak ediyorum ve kendim değerlendirmek istiyorum. :D
      Kesinlikle Park Shin Hye'den çok daha iyiydi ama yine de be kızım diye bağırıyordu. Karakter olarak ta yine haklısın saf kızlardan ööö gelmişti, bu kız hiç öyle değildi. :D
      Tek izlememe sebebim o ikisiydi zaten ya, bir süre sonra dizi kendini belli etmeye başlamıştı ne olacağını tahmin eder olmuştum, hiç şaşırılacak bir yeri yoktu ama o ikisi diziyi izlettirdi. :D Ben bunlar gibi karakterler görmedim daha ya, ikisi de birbirinden orjinaldi. :D
      Gerçekten de çok küçük duruyor, al böyle yanaklarını sık yani. :D Hehehe kesinlikle çok güzel bir hediye olurdu. :D Doğum günleriniz de çok yakınmış, ne güzel. :D

      Bu uzun ve güzel yorumun için çok çok teşekkür ederim Adsız. :D Hiç yorum almamıştı bu yazım, 7 ay sonra ilk yorumunu aldı yazım. Bunun içinde çok teşekkürler. :D :D

      Sil