28 Ocak 2012 Cumartesi

The Snow Queen


THE SNOW QUEEN



Lapland.
Bana bir defasında 
Kar Kraliçesinin 
burada yaşadığını söylemişti...
Bütün seneler boyunca
harikalar diyarının......
kuzey bölümünde beyaz Kıvılcımlar
saçan bir yerdeydi. 
Lapland'de.
Kar Kraliçesinin sarayı, o en
derin, en soğuk yerdedir. Duvarlar, ışıldayan kardan yapılmıştır.  Pencerelerin, soğuk sert
rüzgarlardan yapıldığı sarayda...Kar kraliçesi, dünyanın tüm sıcağından
soyutlanmış olarak tek başına donar. 
O dünyanın en zarif insanıdır......
ama aynı zamanda en yalnız kişisi.
Kay’ı almaktan başka seçeneği yoktu.
Bir defasında bana sormuştu...
Sen de... Kar Kraliçesi tarafından
alındın mı? 
Greta Kay'ı arıyordu ve Kar Kraliçesi'nin
Lapland'ta yaşadığı yere geldi. 
Ben de... ben de...
Bu dünyadaki en yalnız ve en
sevimli kraliçem,  
Seni burada arıyorum.



Kore draması deyince çoğunuzun aklına A Love to Kill ve I'm Sorry, I Love You gelir, benimkinede The Snow Queen gelir ilk. İzlerken hem yüreğinizi burkar hem de gözlerinizin dolmasına neden olur. Baştan sona hüzünle kaplı, insanı uzun süre etkisi altına alıp haspeden bi dizidir Snow Queen. Geçen sene bu dönemlerde izlemiştim ben bu muhteşem diziyi. Üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, hala aklıma gelince içim bi hoş olur, acır. Bazen durup dururken aklıma gelir hüzünlenirim, bazen nette rastlarım, bazen de açar izlerim. Ama istisnasız her zaman aynı şeyleri hissettirir bana, bir yıl sonra ne eksik ne fazla. Şu an belki 'Ne var bunda? Bende aynı şeyleri  A Love to Kill ya da I'm Sorry, I Love You'da hissettim' diyosunuzdur. Aslında benim için bu dizinin başka bi anlamı var. Ağladığım ilk dizidir. Şu ana kadar hiç bi filmde ya da dizide ağlamadım. Evet gözlerimin dolmuşluğu olmuştur ama hiç birisinde gözümden bi damla olsun gözyaşı aktığını hatırlamam. Ama The Snow Queen bu konuda benim için ilktir. Malumunuz ilklerde hiç bir zaman unutulmaz. İnsanda apayrı yerleri olur. İşte bu diziyi bu kadar övmemim sebebi budur. A Love to Kill ve I'm Sorry, I Love You kadar biz koreseverler arasında bilinmese de The Snow Queen'de çoğu arkadaşımızın favori drama dizisidir. Her kar yağdığında aklıma direk Snow Queen gelir. Neden şimdi bu kadar uzun süreden sonra Snow Queen'den bahsettiğimi sorarasanız sebep kar yağıyor olması. Dün başladığım yazıyı anca bugün bitirebilidim.


                                                                              Konusu
  
17 yaşındaki Han Tae Woong bir matematik dahisidir, daha sonra kendisini sevecek iki insanla tanışır. Biri en iyi arkadaşı diğeri sevgilisi olacaktır. En iyi arkadaşı Kim Jeong Kyu bir yarışmada yenildiği için intihar eder. Han Tae Woong bu zamanlarda küçük bir kızla tanışır. Aradan 8 yıl geçer, Tae Woong üçüncü sınıf bir boxördür artık, ve yıllar önce tanıştığı Bo Ra ile tekrar karşılaşır...    

Belki diziyi sevmemin bir diğer nedeni de başrol oyuncularının mükemmel uyumudur.  Hyun Bin ve Sung Yu Ri. Hyun Bin'in o kadar dizisini ve filmini izlemişimdir ama şimdiye kadar  Sung Yu Ri kadar hiç bi rol arkadaşıyla yakıştıramadım kendisini. Aynı şey Sung Yu Ri içinde geçerli. Hyun Bin ile yakıştığı kadar kimseyle yakışmamıştır bence. İki oyuncununda kimyaları birbirlerine o kadar mükemmel uymuş ki, bence birbirlerini anahtar ve kilit gibi tamamlamışlar. 




              


Sana neyin yanlış gittiğini sormayacağım veya neden bunu yapmak zorunda olduğunu. Ama sana yaşamanı söylüyorum. Ölmek yaşamaktan daha iyi görünse bile, yaşa. Yaşamak güzeldir. Yaşa ve üzül, yaşa ve acı çek. 


Hyun Bin'in oyunculuğunun tavan yaptığı dizidir bence. Pişmanlıklarını, çektiği vicdan azabını, hissettiği suçluluk duygusunu, Kim Bo Ra'ya duyduğu aşkı yaşayarak oynamış resmen. Hele o yarısı dolmuş, ağlamak üzere olan gözlerle, uzun uzun bakması yok muydu? Of... Gelde sende ağlama şimdi. Ağlamasına dayanamadığım, ağlarken görünce yanında olup gözyaşlarını silmek istediğm üç oyuncu vardır benim için; Hyun Bin, Lee Seung Gi, Jensen Ackles. Hyun Bin'in 'Söylemek istediğim çok şey var ama söyleyemiyorum. Lütfen, beni anla.' der gibi bakan anlamlı gözleri. Lee Seung Gi'nin gözlerinden yaşlar boncuk boncuk akarken, küçük bi çocukmuş gibi titreyen alt dudağı. Jensen Ackles'in 'Lütfen beni bu cehennemden kurtar.' misali yalvaran gözleri. Ahhh bi fena oldum şimdi. Neyse, oyunculuğunun yanında Hyun Bin'in tipini çok beğendim dizide. Ne Secret Garden'da Kim Joo Won olarak ne A Miilionare's First Love'da Kang Jae-Kyung karakteriyle ne de Worlds Within'de Jung Ji Oh rolünde hiç bu kadar yakışıklı olmamıştı bence. Bi saç, bi sakal bi insana bu kadar mı yakışır? Saç,sakal,fizik,mizik maşallah hepsi yerli yerindeydi Snow Queen'de.


Kore dizilerinde başroldeki kızlar biraz salak, sakar olurlar bilirsiniz. Yine bu dizide sevdiğim bir diğer ayrıntı da Kim Bo Ra hiç te salak falan değildi. Hayattan çok çekmiş, acısını hep içine atmış ama bunu çevresindeki herkesten gizlemiştir yüzüne taktığı sert ve soğuk maskeyle. Kar Kraliçe'mizin bu soğuk maskesini de Kay'ı yani Han Tae Woong'u çıkartıcaktır. Ve Kar Kraliçesini, dünyanın tüm sıcağından soyutlanmış olarak tek başına donduğu sarayından tutup alacaktır. Çünkü Kay, Kar Kraliçesi'nin buzdan bedeninin içinde sımsıcacık bir kalbe sahip olduğunu görmüştür. Ve tabiki de bu aşk yüzündendir.


Dizinin OST'leri de dizi kadar güzel. En sevdiğim parçalar  Jo Sung Woo tarafından bestelenmiş olan iki parça. Keman, piyano, yan flüt ne ararsanız var. Dinlemek isteyenler burdan ve burdan dinleyebilirler. Sevdiğim diğer parçanın sahibi Me Ah Ri. Lovelic adlı parçayı gerçekten hissederek söylediği belli. Ve tabi ki son olarak Goldberg Variations. Korelilerin en sevdiğim yanlarından biri klasik müziğe olan sevgileri. Kore'de her sokakta bi müzik odası olduğunu duymuştum. Klasik müziği yaptıkları işlerde de kullanmayı çok sevdikleri inkar edilemez bir gerçek. Konuya dönersek şarkılar anlatılmak istenen duyguyu öyle mükemmel aktarmış ki, müzikleri duyduğumda aklımda dizinin sahneleri tekrar tekrar canlanıyor. Sanki beni alıp Lapland'e götürüyorlar. 




Son olarak Kim Bo Ra'nın tarzını çok beğendim. Aradan 6 yıl geçmesine rağmen elbiseler, ceketler, paltolar vs. günümüzün modasıyla aynı gibi.


Belki bazılarınız izledi,bazılarınız izlemedi. Belki bazılarınız benim gibi çok sevdi,bazılarınız sıkıldığından devamını bile getiremeden,bir daha hiç başlamamak üzere yarım bırakıp gitti, bazılarınızında yüreği bu kadar hüznü kaldırmadığından sonuna kadar izleyemedi. Ama her şeyiyle harika bi diziydi. Benim aklımda ve kalbimde her zaman bi yeri olucak.






Seni...  görebilir miyim?
Tekrar gözlerimi kapatırsam...  açtığımda orda olur musun?  
Bo-Ra. 
Zaman hala duruyor.

Aldığı Ödüller
2006 KBS Dizi Ödülleri: Popülerlik Ödülü (Hyun Bin)
   2006 KBS Dizi Ödülleri: Popülerlik Ödülü (Sung Yu Ri)
                       2006 KBS Dizi Ödülleri: En İyi Çift Ödülü (Hyun Bin ve Sung Yu Ri)

4 yorum:

  1. duygularıma tercüman olmuşsunuz ;) çok beğendim her bir cümlenizin altına imzamı atabilirim;) kesinlikle benim için de bir numaradır misada a love to kill de sinir olduğum seyler mevcuttu ama bunun her sahnesi beni derinden etkilemiştir;) arkadasını her hatırladığında gözlerinin dolması :'( aşkları için fedakarlıkları :'( müzikleri, kızın giyimi oyunculuğu uyumları ;) ben de en çok ikisini yakıştırıyorum:)) ve bence de hyun binin en güzel hali 2006 daki hali bence de:D hala ostlarını dinledikçe resimlerini gördükçe repliklerini okudukça içim bir fena olur :'(
    sizin anlatımınızı da çok beğendim her cümlenize katılıyorum ;) benim kalbim de yeri apayrı olna bir dram ve çok fazla bileni olmamasına üzülüyorum açıkçası o yüzden iyi ki yazmışsınız:D hiç de spoilere kaçmadan bu kadar etkileyici yazdığınız için tebrik ederim :) ben en çok bu dizinin masalsı havasını sevdim kar kraliçesinden yapılan alıntıları çok sevdim :) kızın karakterini sevdim ben salak güçlü olmayan kızlara tahammül edemiyorum biraz da :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazımı beğendiğine çok sevindim Kübra.:)Baya uğraşmıştım yazmak için. :)
      Salak güçlü olmayan kızlara tahammül edemiyorum demişsin benimde öylelerine tahammülüm yok gerçektende.:)Beğenip yorum yaptığın için çok teşekkür ederim. :) Blogu açtığımdan beri 1 hafta geçti ve ilk yorum yapan sensin. Açıkçası biraz üzülüyodum acaba boşunamı açtım bu blogu diye ama okuyan birilerinin olduğunu görmek çok mutlu etti beni. Tekrar teşekkürler. :)

      Sil
  2. Tam blogları gezmeyi bırakıp dizi izlemeye gidecekken senin blogunu gördüm.Adına bayıldım yaa çok seviyorum hoi hoi demeyi:) Aklıma estikçe dinliyorum şarkısını falan :D

    Snow Queen'e gelince benimde çok sevdiğim dizilerdendir ama bi misa'nın yerini tutmaz bende.Galiba sen Misa'dan önce izlemişsin bu diziyi o yüzden seni bu kadar etkilemiş.Diziyi izlerken senin yazdıklarını okuduğumdan daha az üzülmüşümdür herhalde hallerine o kadar güzel anlatmışsın ki!Ve giflere fotoğraflara bayıldım resmen:)
    En çok inci çiçeğini bi de 'Yaşamak güzeldir. Yaşa ve üzül, yaşa ve acı çek.' demesini sevmiştim.Ahhhh yine Hyun bin aşkım tuttu :)Bu arada saç stili konusunda ben de sana katılıyorum.Her haliyle yakışıklı Hyun ama burdaki tarzını daha çok seviyorum.

    Ellerine sağlık^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler canlina bende çok seviyorum hoi hoi demeyi özellikler parmaklarımı birbirine vururken :)
      Aslında Misa'yı daha önce izlemiştim. Diziyi anlatırken de dediğim gibi dram deyince aklımıza direk Misa ya da A Love to Kill geliyor. Ve onları izliyoruz. Çoğu Kore fanı bu dizinin güzelliğinden habersiz. O yüzden bende hem kar yağdı aklıma geldi hem de daha çok kişi izlesin ve bu güzel diziden mahrum kalmasınlar diye yazim dedim. Tekrar teşekkürler. :)

      Sil