2 Şubat 2012 Perşembe

   Only You/Always


Sonunda sinir krizleri geçirdiğim ama genel olarak beğendiğim bir filmdi. Nasıl söylesem... hani ağız tadıyla, şapur şupur, sularını akıtarak çok güzel ve tatlı bir şeftali yersiniz ya ama tam bittiği anda bir bakmışsınız o son ısırığın çürük olduğunun farkına varırsınız ve şeftalinin tadı damağınızda kalarak, hayal kırıklığıyla son ısırığı çöpe atarsınız ya işte öyle bir şeydi bu filmde benim için. Baştan son anlara kadar çok güzel giden senaryo, aydınlatılmamış bir sonla biten bir  film... Senarist neden böyle bir son yazmış? Düşündüm, düşündüm hiç bir kılıf uyduramadım. Aslında 'son' olarak söylemeye çalıştığım tam olarak filmin sonu değildi. Yani soru işaretleriyle biten bir son demeye çalıştığım. Yoksa son sahne hoşuma gitti. Ama neden senarist bizi daha fazla aydınlatmadı ki o 2 yıl içinde neler olduğu hakkında? Eğer kafamda hiç bir soru işareti kalmasaydı işte bu derdim. İşte bu... Aradığım film bu. Sonunu da beğenseydim en sevdiğim filmler listemde üst sıralarda olmaya aday bi filmdi. Fakat şu an en sevdiğim filmler arasında bir yerlerde kaldı. 

Film konusu şöyle; eski bir boksör ile geçirdiği trafik kazası sonucu görme duyusunu kaybetmiş bir kadın arasında geçen aşk hikayesi. Evet, çok klişe ama film öyle güzel kurgulanmış ki bir süre sonra bu düşüncelerinizi unutturuyor. Açıkçası ilk sahnelerde dedim ki 'Allahım kesin kıza gözelerini vericek.' Konu klişe olduğundan öyle düşündüm napim. :) Ama tabi öyle olmadı. İyikide olmadı. Zeki oğlumuz başka bir çıkış yolu buldu. Bundan sonra da nelerin olacağını tahmin etmek zor değildi aslında ama yine de oyunculuklar güzel, oyuncuların birbirleriyle olan uyumları tam olunca film kendini izlettirdi.

SPOİLER
Patronunun tecavüz etmeye kalktığı sahnede gelip kızı kurtarışı harikaydı So Ji Sub'un.  Adamı bir güzel benzetti yolladı. :) Ama kız naptı? 
Han Hyo Joo: Bunu neden yaptın? Eğer kovulursam bunun sorumluluğunu alacak mısın? 
So Ji Sub: Ben sana bakarım?
Han Hyo Joo: Acuşi, sen kimsin ki benim sorumluluğumu alasın? 
Gelde deli olma. O zaman adama ne diye benim sorumluluğunu alacak mısın diye soruyorsun. Adam bıraksaydı da tecavüzemi uğrasaydın. Nasıl bir tepkidir bu? Boynuna atlayıp teşekkür edeceğine resmen kurtardı diye adamı suçladı. Neden? Çünkü bizim kızımız salak. Salak. Neyse çok geçmeden o da suçunu anladı. O andaki psikolojisine veriyorum bu davranışını kızımızın. 

Ve aşk başlar. :)



 Keşke dedim şu sahnede bitseydi film. (Alttaki resim 53. dakika) Hazır mutlularken, başlarına bir şey gelmemişken. 



So Ji Sub'un yüzündeki yanık ne zaman oldu? O bıçaklanma olayından sonra neler oldu? 2 yıl boyunca nerdeydi? Hastanede miydi? 
 Kore filmlerinde aşık olan insanların daha önceden karşılaşmış olmaları, karşılaşmaktan çok aslında birinin başına gelen kötü olayın ötekinin yüzünden olmuş olması beni bitiriyor. Kızın kör olmasını So Ji Sub'a bağladılar ya yine bittim. 



Keşke filmdeki soruları cevaplasalardı. O zaman daha güzel bir film olabilirdi bence. Yine de çok güzel bir filmdi. İzlemeyenlere şiddetle tavsiye ederim yoksa pişman olabilirsiniz. :)

0 yorum:

Yorum Gönder