10 Mart 2012 Cumartesi

Turn Left, Turn Right


Hayat Tesadüflerle Doludur, Önemli Olan Bunları Farkına Varmaktır.
2003 yapımı 1 saat 35 dakika'lık Çin yapımı-Çinlilerden beklemediğim şekilde-sürükleyici,  çok güzel bir yapımdı.




John Liu(Takeshi Kaneshiro) nam-ı diğer 763092, hiç bir arkadaşı olmayan, yetenekli ama keşfedilmemiş keman virtüözü. 


Eve Choi (Gigi Leung), 763092'nin bildiği adıyla 784 533, çeviri konusunda çok yetenekli, o da keşfedilmemiş bir yetenek ve hiç arkadaşı yok.     


Tesadüf gibi görünmeyen ama aslında tesadüfler üzerine kurulmuş,  kaderinde işin içine girmesiyle ortalığın biraz karıştığı, kavuşamayan aşıkları anlatan bi film Turn Left, Turn Right. Filmin akıcılığıyla o kulak tırmalayıcı Çince'ye bile bi süre sonra alıştım. Sanırım bir daha Çince bir film izlemicem. Allahım o nasıl bi dil... Noluyoruz dedim. Resmen viyaklıyolardı. Offf kulaklara zarar valla. Hele o garson kızın bağırışları... (T_T) Ona da çok geçmeden alıştım ya neyse. :)  Bildiğimiz doktorlardan çok farklı, uçarı halleriyle o doktoruda sevdim. Ve şimdi diyorumki sanırım film onlar olmadan çok sıradan olurdu. Ayrı bir renk katmış ikiside filme. Bu ikiliyi ilk gördüğüm anda zaten birbirleri için yaratıldıklarını düşünmüştüm. En çok güldüğüm yerde kendilerini başrol, asıl başrolleride figüran
olarak adlandırmalarıydı.
Daha önce karşılaşmış mıydık?
Muhtemelen birden fazla!
Belki on kez!
Yüz kez!
Bin kez!
On bin kez!
Milyonlarca kez!
Bu yüzden biz
birbirimiz için yaratıldık!
Ve onlar bizim romantizimimizde
sadece birer figüranlar!!
Karakterlerimizin kaderleri birbirlerine bağlıdır ama bir türlü kesişmez yolları. Haberleri yok tesadüflerin onlarla oyun oynadıklarından çünkü. Aslında yıllar önce karşılaşmışlar ama daha kavuşmaları için doğru zaman gelmediğinden birbirlerini bulsalar da tekrar kaybediyorlar. Fark etmeselerde aslında hep aynı ortamdalar, aynı havayı soluyorlar. Hatta karşılıklı dairelerde oturuyorlar, birbirlerine komşular. Birbirlerine hem bu kadar yakınken hemde çok uzaklar. Biri dünyanın bir ucunda, ötekide bir ucunda olsa bu kadar uzak olamazlardı yani o derece. 
Biri cümleye başlarken, öteki cümleyi bitiriyor. Aynı şekil düşünüp, aynı tepkileri veriyorlar. Aynı yemekleri yiyorlar. Zevkleri, sevdikleri, sevmedikleri kısaca her bir şeyleri aynı bu talihsiz aşıkların. Ruh ikizleri yani. Soul mate, soul mate... :)  


Ama gelin görün ki sırtları hep birbirlerine dönük. :( Sürekli zıt kutuplardalar. Filmin adı gibi biri sağa dönerken, öbürü sola dönüyor. Biri aşağı giderken, biri yukarı gidiyor. Biri içeri, biri dışarı... Bu kısır döngü sürekli böyle gidip gidip geliyor ta ki doğru an gelene kadar.

Ve o an... En umutsuz oldukları, kavuşamayacaklarını düşündükleri anda hiç te sıradan olmayan bir şekilde kavuşmaları... Mucize gibi. İşte filmin en güzel sahnesi oydu bence. Ellerinde telefonlar... Kablolar birbirlerine dolanmış..... :D
“Hayat tesadüflerle doludur; iki farklı paralel çizgi bile bir gün karşılaşabilir.”

“Bana bir mucize veremez misin? Onu bir kez daha görmeme izin ver! Son bir şans…”

“Her ikisi de inanmış. 
Ani bir duygu dalgalanmasının onları kuşatarak bir araya getirdiğine.
Güzeldir böyle bir kesinlik. 
Fakat daha güzel olansa belirsizlik.
Birbirlerini daha önce tanımadıklarından yaşanmadığını sanıyorlardı aralarında hiçbir şeyin.
Ya o caddeler ,merdivenler ve koridorlar.
Birbirlerini uzunca bir zaman önce fark etmeden geçip gidebildiklerini.
Onlara sormak isterim  hatırlayıp hatırlamadıklarını.
Belki de bir döner kapıda yüz yüze gelmişlerdir.
Kalabalık içinde bir pardon.
Ve ya telefonda bir ses yanlış numara.
Fakat onların cevabını biliyorum.
Hayır hatırlamıyorlar.
Onlar çok şaşırırlardı.
Uzun zamandır tesadüflerin onlarla oyun oynadığını öğrenselerdi.
Henüz tam olarak hazır değil.
Kadere dönüşmeye onlar için.
Önce ulaştı onlara sonra geri çekildi.
Yollarının üzerinde dikildi.
Ve bastırarak kıkırdamasını bir kenara sıçrayıverdi.”


Wislawa Szymborska bu satırları yıllar önce yazmış. Şiirin adı 'İlk Görüşte Aşk'. Belki de senaristte bu satırlardan ilham alarak böyle bi senaryo yazmıştır kim bilir. :) 
Öyle değilse bile filmi özetleyen en güzel şey bence bu satırlar gerisi boş... :)


Ben bu filmi çok geç izledim. Ama siz izlemediyseniz vakit kaybetmeden izleyin derim. Çünkü diğer filmlerde bizi çileden çıkaran 'Ya nasıl bi saçmalıktır bu' 'Yok artık' dediğimiz saçmalıklar bu filmde yok. 
Ve son olarak siz siz olun önünüze, arkanıza, sağınıza, solunuza sürekli bakın. Gözünüz açık olsun. Kim bilir belki ruh eşiniz orda bir yerdedir. :) 

P.S. Takeshi Kaneshiro'yu ilk defa izledim ve Antonio Banderas'a benzettim. Ne alaka demeyin öyle işte. Biraz abzürt bi benzetme olduysa kusura bakmayın zaten  kardeşim hep sende nasıl bi göz var anlamıyorum der. :)



İlk Görüşte Aşk

Her ikisi de inanmış. 
Ani bir duygu dalgalanmasının onları kuşatarak bir araya getirdiğine.
Güzeldir böyle bir kesinlik. 
Fakat daha güzel olansa belirsizlik.

Birbirlerini daha önce tanımadıklarından,
yaşanmadığını sanıyorlardı aralarında hiçbir şeyin.

Ama ne derdi: sokaklar, 
merdivenler, koridorlar 
kaç kere karşılıklı geçmiş 
olabilecekleri yerler? 


Onlara sormak isterim  hatırlayıp hatırlamadıklarını.
Belki de bir döner kapıda yüz yüze gelmişlerdir.
Kalabalık içinde duyulan bir 'Pardon'
Ve ya telefonda bir ses 'Yanlış numara'
Fakat onların cevabını biliyorum.
Hayır hatırlamıyorlar.
Onlar çok şaşırırlardı.
Uzun zamandır tesadüflerin onlarla oyun oynadığını öğrenselerdi eğer.

Henüz tam olarak hazır değil.
Kadere dönüşmeye onlar için.
Bazen birleştirip, bazen ayırıp.
Yollarının üzerinde dikildi.
Ve bastırarak kıkırdamasını bir kenara sıçrayıverdi.



İşaretler vardı, ipuçları 
ne yapalım anlaşılmadıysa? 
Belki üç yıl önceydi veya geçtiğimiz Salı. 
Bir yaprak uçmadı mı koldan kola? 
Düşürülüp kaybedilen bir şey yerden alındı. 
Kim bilir belki de bir toptu çocukluğun sarmaşıklarında.


Ziller ve kapı tokmakları vardı, dokunuşların söylediği.
Yan yana bavullar bagaj yerinde.
Belki de bir gece aynı düş 
uyanırken belirsizleşen.


Her başlangıç, 
önünde sonunda daha önce olanların bir devamı, 
ve olayların kitabı 
hep ortasından açık.


Wislawa Szymborska


10 yorum:

  1. Bende hemen hemen senin gibiyim,çinceye pek katlanamam çok iyi bir film olmadığı sürece izleyemem filmleri.Ha ha:)) Antonio Banderas'a mı benzettin:)) sanki yandan biraz benziyor mu ne:)Ama o şiiri çok sevdim,pek anlamlı,pek güzel,okudukça okuyasım geldi:))

    YanıtlaSil
  2. Film çok iyiydi Çinceye katlanılır yani :D İzlemediysen zaman bulduğunda izle bence. Şiirin filmde kullanılan kısmını çok beğenmiştim o yüzden merak ettim bütün şiiri okumak istedim ve onuda çok beğendim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet şiir çok güzel:)filmi ise gayet güzel anlatmışsın ellerine sağlık:)) Bu nedenle merak ettim izleme listeme aldım bile,zaman bulursam izliyecem:D

      Sil
    2. Teşekkür ediyorum :) Ben torrentten indirmiştim http://isohunt.com/torrent_details/65165633/Turn+Left+Turn+Right?tab=summary
      Burdan indirebilirsin filmi. Yorum içinde senin ellerine sağlık :)

      Sil
  3. Şiiri okuduntan ve senin anlatımından sonra izleyesim geldi filmi.Ben tek bir replikten bile etkilenip film izleye bilirim ama bu şehir bana "hemen izle şunu" diye bağrıyor :) ellerine sağlık en kısa zamanda izleyeceğim ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene sevindim gerçekten çok eğlenceli bi film pişman olmazsın. :) Aynı bende senin gibi replikten etkilenip bi filmi izlemeye karar verebilirim. Teşekkür ediyorum yorumun için :)

      Sil
    2. Filmi izledim ve çok beğendim :D sağol^^ bende en kısa zamanda yazacağım bununla ilgili yazı :))

      Sil
    3. Rica ederim. Ne kadar mutlu oldum anlatamam yazımı beğenip filmi izlediğin için, asıl ben teşekkür ederim. ^^ Bende seni takipteyim o zaman merakla bekliyorum yazını :D

      Sil
  4. link için teşekürler hoi:D

    YanıtlaSil