13 Haziran 2012 Çarşamba

Güneşi Kucaklayan Ay: The Moon That Embraces the Sun

Dizinin adından ve repliklerden de ve anlaşılacağı gibi dizi, 'Güneş' ve 'Ay' üzerine kurulmuş. Güneş, ülkeyi yöneten kralı, Ay ise kralın yanındaki kraliçeyi simgeliyor.  Kehanete göre gökyüzünde iki Güneş ve iki Ay birden bulunamaz. Ve asla Güneş ile Ay bir araya gelmemeli.
Konusu
'Güneş'i Kucaklayan Ay', Kral Lee Hwon'un, ölen veliaht prensesi Heo Yeon Woo'ya duyduğu özlemi anlatan tarihi bir dizidir. Lee Hwon, yıllar önce veliaht prensken aşık olduğu ve evlenme aşamasındayken ansızın kaybettiği Yeon Woo'nun acısıyla yaşamaya çalışmaktadır. Aradan 8 yıl geçmesine rağmen, prensesin ölümü hakkında duyduğu vicdan azabı bir nebze olsun azalmamıştır. Saray hekimleri, hasta olan kralı iyileştirmek için her türlü tıbbi imkanı kullanmışlardır. Ancak onların sandığının aksine, kralın hastalığı fiziksel değildir. Vicdan azabı onu hasta ediyordur. Onu iyileştirecek tek bir şey vardır : Yeon Woo'suna kavuşmak... 


Peki bu mümkün müdür? 

Hekimler, tıbben yapılacak bir şey kalmayınca son çözüm olan büyüye başvurmaya karar verirler. Bunun için Wol adlı şamanı, 'tılsım' olarak, geceleri gizlice kralın odasına yollarlar ve kralın acılarını almasını isterler. Durumun farkına varan Kral Lee Hwon, çok geçmeden Wol ile  Heo Yeon Woo arasındaki inanılmaz benzerliklerin de farkına varacaktır.
Kim Soo Hyun'a hayran kaldım resmen. Genç bir oyuncu olmasına rağmen yetenekleriyle benden tam not aldı. Sesini bile o kadar iyi kullanmış ki... bir gürlüyor, yeri göğü inletiyor maşallah. Sevdiği kişinin ölümünden kendini sorumlu tutan acı dolu aşığı gerçekten güzel oynamış. Kralın ölen veliaht prensesine olan aşkı beni benden aldı. Yıllarca bıkmadan usanmadan ölü birini sevmeye devam etmesini takdir ettim. 
Jung ll Woo hariç diğer iki başrolün ilk defa performanslarını izledim. Sevgili Ruh Bekçimizin oyunculuğuna bir şey söyleyemiyorum.Oynadığı karakter karmaşık bir kişiliğe sahip olmasına rağmen Prens Yang Myung'u çok güzel ifade etmiş. Acısını kalbine gömüp, etrafına gülücükler saçan ve hüznünü gözlerinde saklayan bir karakteri mükemmel bir şekilde canlandırmış.
Han Ga In'e gelirsek, kısaca söylemek gerekirse kendisini sevmedim. Daha önce hiçbir dizisini izlememiştim ama fotoğraflardan ve ismen biliyordum. Oyunculuğu bazen beğendim bazen beğenmedim. En çok dikkatimi çeken yeri gözleri oldu. Gözleri sürekli açıktı (artık nasıl bir estetik yaptırdıysa), kopkorkunçtu. Boş boş bakması da cabası. 

The Moon That Embraces The Sun, sadece çok çok yüksek reytinglerinden dolayı merak edip, izlemeye karar verdiğim bir diziyidi. Ruh Bekçisi faktörünü de unutmamak lazım tabii. İzlemeden önce konusunu bile okumamıştım. Etkileyici bir şekilde başlayıp, temposu bir kez olsun düşmeyen, bir solukta bitirdiğim nadir dizilerdendi. 

Dizinin ilk bölümünden altıncı bölüme kadar karakterlerin çocukluk yılları anlatılıyor. Yetişkin oyuncular diziye sonradan dahil oluyor. Ama çocuk oyuncular bile öyle güzel oyunuyolar ki yetişkin oyuncuların eksikliklerini hissetmedim ve hatta dizi sonuna kadar çocuk oyuncularla gitseydi de sıkılmadan izlerdim. 

Dizinin konusunu kendimce biraz değiştirdim. Her yerde ''Kral ile şaman'ın gizli aşkını anlatan dizi'' diye yazılmıştı ama bana sorarsanız öyle değildi. Baştan sona kadar kralımızın, veliaht prensesine duyduğu özlemi anlatılıyor dizi bence. Şaman ile kralın aşkı daha geri planda kalmış.
Bütün karakterlere çok üzüldüm. Hepsi haketmedikleri çok acılar çektiler ama Prens Yang Myung'a daha çok üzüldüm. 

Kehanetlerin gerçekleşmesine, kehaneti söyleyenin katkısı olduğunu düşünmüşümdür hep. Çünkü kahin, gördüklerini söylemese, ağzını kapalı tutsa ve olaya müdahele etmeye çalışmasa, her şeyi oluruna bıraksa ne kan dökülür ne de felaketler olur. Her zaman kaderin önüne geçmeye çalıştıklarında işleri içinden çıkılamaz bir hale sokarlar ve nihayetinde de onca çabalarına rağmen hiç istemedikleri kehanet gerçekleşir. Bu dizide de aynı durum vardı bence, izleyenler ne demek istediğimi anlamışlardır, henüz izlememiş olanlar ise izlediklerinde demek istediğimi anlayacaklardır umarım.

Bir dizi izlediğimde, herkes gibi, oyuncuların uyumu çok önemlidir bana göre de. Bu yüzden arada yaş farkı olan başrolleri birbirine pek yakıştıramam. Jenerasyon farkından dolayı... Erkeğin büyük olması neyse de kadın büyükse, işte o zaman bu durum hiç hiç hoşuma gitmez. Peki aradaki yaş farkını göz ardı edip, severek izlediğim diziler yok mudur?, tabii ki var. Ama yine de bu durumdan pek hoşlanmam. Bu dizide de Kim Soo Hyun ve Han Ga In arasında 6 yaş olmasını sevmedim. Hadi yaş farkını geçtim. Han Ga In 30 yalında olmasına rağmen 21 yaşındaki birini oynuyordu ve bence yakışmamıştı rolüne. İkisi yan yana geldiklerinde fark bariz bir şekilde görülüyordu. Bütün bunları da geçtim oyuncuların kimyaları uyuşmuyordu. Ama tabii bunlar benim görüşüm ve dizinin başarısı da ortada. O yüzden daha fazla bir şey söylemeyeceğim bu konuda. :)

Son olarak kralın en sadık hizmetkarı (sanırım bizdeki Odabaşı oluyor) Hyung Sun hakkında da birkaç şey söylemek istiyorum. Adamı çok sevdim yahu... Favori karakterim. Hareketleri, yürümesi, gülmesi öyle komikti ki anlatamam. İşte bu da komik hallerinden biri...
Çok uzun yazdığımın farkındayım ama söyleyeceklerim hala bitmemiş gibi geliyor bana. Bence aldığı yüksek reytingleri sonuna kadar hak etmiş bir dizi. Herkese şiddetle tavsiye ediyorum.

P.S. uzun zamandır mim yazmaya o kadar alışmışım ki sanki bu yazımı da birilerine paslamak zorunda hissediyorum kendimi. :D

Lyn - Back in Time
Türkçe Altyazılı
Videoda spoiler bulunmamaktadır.




17 yorum:

  1. Bu diziyi kısa zaman önce şöyle bir bakayım diye açmıştım ve bayılmıştım. genelde aynı şeyleri düşünmüşüz krala bayıldım bence gerçekten oyunculuğu süperdi:)

    çocuk oyuncular süperdi çok sevdim ve kralın yardımcısı amca harikaydı o kadar dram içinde güldürdü:)

    YanıtlaSil
  2. Hoşgeldin Asiruh yorumun için teşekkürler. :)
    Açıkcası bende önyargıyla başlamıştım neyi bu kadar güzel, bu kadar reytingi alacak nesi var diyerekten ama şimdi gerçekten hakkı olduğunu düşünüyorum.
    Kralın, yardımcı amcaya sürekli duvara dön cezası vermesine çok gülüyodum. :)

    YanıtlaSil
  3. Bu dizi harika bir dizi! Tarihi dizilere olan bütün önyargımı alan ve götüren bir diziydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten de çok güzeldi. Bende tarihi diizleri pek tercih etmezdim ama şu an 3 tane tarihi dizi izliyorum gerçi biri hem günümüzde hem de geçmişte geçiyor ama olsun. :D
      Bloguma hoşgeldin Irmak bu arada, yorumun için de teşekkür ederim. :))

      Sil
  4. Hmm.. ilginç bir diziye benziyor. Listeye aldım ilk bölümü beğenirsem devam ederim bir ara :) Zaten dizilere hep öyle başlıyorum geçer notlarını ilk bölümlerinden alıyorlar ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin sessizgemi. :)
      Beğeneceğine eminim, diziyi çok fazla araştırmadım dediğim gibi ama okuduklarım içinde beğenmeyeni görmedim. :) İlk başta çocukları görünce sıkılırım falan zannetmiştim ama çocuklar bile öyle bi bağladılar ki 2 günde bitirdim diziyi.:)
      Yorumun için teşekkür ederim. :))

      Sil
  5. İzlemeyi düşünmekle düşünmemek arasında kararsız kaldığım için yazının tamamını okumadım çingu.Bu diziyi kaç kez zihnimdeki izleme listeme alıp alıp çıkardım ben bile bilmiyorum artık ;)tarihi dizi izleme isteğim yok şu aralar ama İl Woo ve Han Ga İn'i çok seviyorum da o_O

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canın sağolsun çingu. :)) Ama spoiler var diye okumadıysan spoiler kullanmıyorum genelde yazılarımda, kullanıcaksam spoiler içerir diye yazıyorum. :) Ama izlemeyi düşünmediğin için okumadıysan orasını bilemicem. :)) Yine de bana sorarsan bu diziye bi şans ver derim. Tarihi dizi izleme isteğin olduğunda ilk bu diziye başla bence.:)
      Yorumun için teşekkürler çingu. :)

      Sil
    2. İzlemeyi düşündüğüm için okumamıştım çingu böyle izleyince pat diye karşılaşıp biraz şaşırıyım diye düşündüm ama madem spoi yok dedin okuyorum....hatta okudum :))Gerçekten konusuna dair hiç birşey bilmiyormuşum ben.İl Woo anladığım kadarıyla kötü olması gereken ama özünde iyi bir insan.

      Yaş olayına ben pek takılmam ama 30 ile 21 de hiç yakın değil ki birbirine :D Han Ga In'i ben Bad Boy ve Aşık Cadı'dan biliyorum o yüzden seviyorum galiba.Ama bad boy'u da beğenen çok kimse yok bu konuda istisnayım :)

      Eğer tarihi dizi izleyeceğim tutarsa buna bakayım o zaman :)
      Ellerine sağlık çingu^^

      Sil
    3. Zorla okuttum gibi olmadım inşallah. :D Evet, İl Woo dediğin gibi bi karakter ve yine gönlümüzde taht kurmayı başarıyor. Han Ga In'in gözleri çok garibime gitti en çokta bu yüzden sevemedim sanırım. Asıl okuduğun ve yorum yaptığın için hem gözlerine hem ellerine sağlık çingu. :))

      Sil
  6. bu diziyi ilk izlediğim zaman çok fazla etkilenmemiştim ama okudukça sana kendini anlatan bir kitap gibi izledikçe bilnmeyen tarafını ortaya koyan bu dizi gerçekten çok hoşuma gitti.bu diziden öncede saraydaki mücevher dizisini izledim ordaki cangema karakterinden çok etkilendim.onun başarıları benim okul hayatıma farklı bir yön getirdi.o hiçbir zaman ümitsizliğe düşmedi.bana ümitsizlik içinde ümit aramayı öğretti.dizi kısa sürdü ama ben ondan alacağımı aldım.teşekkürler CANGEMA.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu Saraydaki Mücevher'i izlemeyen bir ben kaldım sanırım. :( Cangema'yı da çok merak ettim doğrusu. Senin okul hayatını değiştirdiyse, şu an vahim durumda olan benim okul hayatıma da ışık getirir mi dersin? :D Listeme alim en iyisi ben bu diziyi. :D
      The Moon That Embraces the Sun gerçekten çok harika bir diziydi. Fantastik bir tema üzerine oturtulması beni çekse de bütün olarak ta çok iyiydi. Bence bu seneki ödül töreninde ödüle doymayacak. :))

      Sil
  7. Teee Saraydaki Mücevher zamanında başladım Kore dizileri izlemeye. O kadar zevk alırdım, o kadar değişik duygularla izlerdim ki o zamanlar Kore dizilerini. Hayranlık değil başka bir şey. Sanki senelerdir bu dizileri izlemeyi bekliyormuşum gibi. Ama bir yerden sonra büyü bozuldu sanki. Yani hala izliyordum ama o "ilk"lerdeki duyguyu istiyordum. Hele ki son zamanlarda, o hissi o kadar çok özlemiştim ki.
    The Moon That Embraces The Sun... Çok merak ettiğim halde 1 sene erteledim izlemek için. Şu an izliyorum.
    Bu dizi de benim için özel olacak. O ilklerdeki zevki, o ilklerdeki duyguyu bunda hissettim. Saraydaki Mücevher'i izlerken ne hissettiysem, bunda da onu hissediyorum. Özlemişim o duyguyu.

    İçimi döker gibi oldum ama bu kadar samimi yazınca tutamadım kendimi. Eline sağlık yazı çok güzel olmuş. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçini dökebilirsin, her türlü şey yazabilirsin. :) Sonuçta bende binevi içimi döküyorum burda yazarken. :)) Beğenmene çooooook sevindim. İltifatın içinde çok teşekkür ederim. İçimden geldiği gibi yazmıştım, samimiyetim belli oluyosa ne mutlu bana. :D :D
      Özlediğin hissi bu dizide bulman ne güzel. :)) Gerçekten harika bir diziydi. Her şeyiyle başarılıydı, kolay kolay unutulmayacak dizilerdendi. :))

      Sil
  8. Harika bir dizi ben de izledim Emeyiniz için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize sevindim, yorumunuz için teşekkürler. :))

      Sil
  9. .(harfi harfine katılıyorum :D ) Dizinin ilk bölümünden altıncı bölüme kadar karakterlerin çocukluk yılları anlatılıyor. Yetişkin oyuncular diziye sonradan dahil oluyor. Ama çocuk oyuncular bile öyle güzel oyunuyolar ki yetişkin oyuncuların eksikliklerini hissetmedim ve hatta dizi sonuna kadar çocuk oyuncularla gitseydi de sıkılmadan izlerdim.

    Dizinin konusunu kendimce biraz değiştirdim. Her yerde ''Kral ile şaman'ın gizli aşkını anlatan dizi'' diye yazılmıştı ama bana sorarsanız öyle değildi. Baştan sona kadar kralımızın, veliaht prensesine duyduğu özlemi anlatılıyor dizi bence. Şaman ile kralın aşkı daha geri planda kalmış.
    Bütün karakterlere çok üzüldüm. Hepsi haketmedikleri çok acılar çektiler ama Prens Yang Myung'a daha çok üzüldüm.

    Kehanetlerin gerçekleşmesine, kehaneti söyleyenin katkısı olduğunu düşünmüşümdür hep. Çünkü kahin, gördüklerini söylemese, ağzını kapalı tutsa ve olaya müdahele etmeye çalışmasa, her şeyi oluruna bıraksa ne kan dökülür ne de felaketler olur. Her zaman kaderin önüne geçmeye çalıştıklarında işleri içinden çıkılamaz bir hale sokarlar ve nihayetinde de onca çabalarına rağmen hiç istemedikleri kehanet gerçekleşir. Bu dizide de aynı durum vardı bence, izleyenler ne demek istediğimi anlamışlardır, henüz izlememiş olanlar ise izlediklerinde demek istediğimi anlayacaklardır umarım.

    Bir dizi izlediğimde, herkes gibi, oyuncuların uyumu çok önemlidir bana göre de. Bu yüzden arada yaş farkı olan başrolleri birbirine pek yakıştıramam. Jenerasyon farkından dolayı... Erkeğin büyük olması neyse de kadın büyükse, işte o zaman bu durum hiç hiç hoşuma gitmez. Peki aradaki yaş farkını göz ardı edip, severek izlediğim diziler yok mudur?, tabii ki var. Ama yine de bu durumdan pek hoşlanmam. Bu dizide de Kim Soo Hyun ve Han Ga In arasında 6 yaş olmasını sevmedim. Hadi yaş farkını geçtim. Han Ga In 30 yalında olmasına rağmen 21 yaşındaki birini oynuyordu ve bence yakışmamıştı rolüne. İkisi yan yana geldiklerinde fark bariz bir şekilde görülüyordu. Bütün bunları da geçtim oyuncuların kimyaları uyuşmuyordu. Ama tabii bunlar benim görüşüm ve dizinin başarısı da ortada. O yüzden daha fazla bir şey söylemeyeceğim bu konuda. Mutlu

    Son olarak kralın en sadık hizmetkarı (sanırım bizdeki Odabaşı oluyor) Hyung Sun hakkında da birkaç şey söylemek istiyorum. Adamı çok sevdim yahu... Favori karakterim. Hareketleri, yürümesi, gülmesi öyle komikti ki anlatamam. İşte bu da komik hallerinden biri...

    Harikasın bende şu anda 8'inci bölümdeyim tamamen senin gibi düşünüyorum :D birde benim minnak oppamı zaten hep ajummalarla oynatıyolar,you cam from the stars dizisinde de jun ji hyun ajumma vardı 33 yaşında :/ ama benim oppam maşallah her rolün altından kalkıyor :* Teşekkürler emeğine sağlık :*

    YanıtlaSil