15 Temmuz 2012 Pazar

The Princess' Man

Spoiler yoktur!
Kim Seung Yoo: Kalbim kalbinle yer değiştirip derin anılar bıraksın.
Lee Se Ryung: Kalbimi senin kalbinle değiştirecek olsaydım.
Seni nasıl özlediğimi ancak o zaman anlardın.

-----
Lee Se Ryung: Bu dünyaya aşkın ne olduğunu sor.
Birlikte yaşayan insanlar aynı anda ölebilir mi?
Kim Seung Yoo: Aşk nedir diye bütün dünyaya sordum.
Bizler, hiç tereddüt etmeden ölüm bizi ayırana dek
birbirimizi sevmeye söz veriyorsak...
bunun adı aşktır.

Onlar birbirlerini böyle sevmişlerdi işte. Lee Se Ryung ve Kim Seung Yoo... Birbirlerine düşman ailelerin birbirlerine delicesine aşık çocukları... Her şeyden habersiz masum bir aşkla  birbirlerini severlerken nerden bilebilirlerdi ki aşk hikayelerinin kanla yazılacağını? Ve nereden bilebilirlerdi ki oynadıkları küçük oyunun hayatlarında bu kadar etkili olacağını? 


Peki onlar birbirlerini ölesiye severken aşklarından vazgeçip her şeyi olduğu gibi kabul edecekler midir? Çıktıkları bu zorlu yolda önlerindeki engeller onları durdurabilecek midir? Yoksa onlar her şeyi unutup sadece sevgilerini yaşamayı mı tercih edeceklerdir?
The Princess' Man kore tarihinde gerçek bir olaya dayanmaktadır. Ekim 1453'te Gyeyujeongnan darbesini gerçekleştiren Büyük Prens Soo Yang'ın (Kral Sejo diye de bilinir) tahta çıkmak için yaptığı katliamlara başka bir pencereden bakan senaristler bu gerçekliğin içine bolca aşk kırıntıları ekleyip, insanı yüreğini hoplatan bir dizi yapmışlar. 


Konusu 
Darbeden 1 yıl önce; 
Kral Moon Jong çok hastadır ve kardeşi Soo Yang tahtı ele geçirmek için komplalar kurmaya başlamıştır bile. Kralın en çok güvendiği ve en sadık adamı Başbakan Yardımcısı Kim Jong Seo'dur. Kral Moon Jong ölmeden önce kardeşinin yapacaklarını engellemek için prens Dan Jon'u koruma görevini Kim Jong Seo'ya verir. Eski General şimdinin Başbakan Yardımcısı Kim Jong Seo ne olursa olsun veliah prenst Dan Jon'u korumaya hayatı pahasına olsa bile söz verir.


Prenses Kyung Hye sarayda kapalı kalmaktan bıkmış usanmıştır. Ama bunu kimseye söyleyemiyordur. Sarayda o kadar sıkılmıştır ki artık öğretmenleriyle eğlenmeye başlamıştır. Zavallı adamcağızlar prensesin şımarıklıklarından, onlara yaptıklarından korkup akademiyi terk etmeye başlamışlardır. Bütün hocaları tek tek elden geçirdikten sonra sıra Kim Seung Yoo'ya gelir. Başbakan Yardımcısının oğlu prensesin ününü duymuştur ama yine de büyük bir özgüvenle sınıfa gitmeye razı olur. Kendince, prensesin bu sefer sert kayaya tosladığını düşünen Kim Seung Yoo aslında o kayaya kendisinin toslayacağından habersizdir.


Büyük Prens Soo Yang'ın kızı Lee Se Ryung'un, prenses kuzenini ziyarete geldiği sıradan günlerden biridir yine. O gün Se Ryung prensesin öğretmeninin Kim Seung Yoo olduğunu öğrenir. Ve babasının Kim Jong Seo ile evililik görüşmesi yaptığını öğrenmesinin üzerinden de pek geçmemiştir. Se Ryung müstakbel kocasını görmek için prensese bir teklifte bulunur. Bir günlüğüne derse prensesmiş gibi girmek... Zaten saraydan sıkılmış olan prenses dış dünyayı görmek hem de kuzenine yardımcı olmak için teklifi kabul eder. Sonunda prenses olan Se Ryung için ders başlamıştır. Her şeyden habersiz olan Kim Seung Yoo sınıfa gelince prensesin daha önceki davranışlarından feyz alarak cesur bir şekilde aradaki perdeyi kaldırarak prensesi ama aslında prenses olduğunu zannettiği babasının can düşmanının kızı Lee Se Ryung'u görür. Seung Yoo yaptıklarıyla, konuşmalarıyla ve imajıyla Se Ryung üzerinde hiç iyi bir etki bırakmamıştır. Ders vermek için gittiği sınıfta Se Ryung'dan güzel bir ders alır ve paşa paşa oradan ayrılır. Yüzü görüldüğü için bundan sonraki derslere de girmek zorunda kalan Se Ryung, saray dışında da Seung Yoo ile karşılaşınca aralarında hiç başlamaması gereken bir aşk filizlenir.


Böyle bir cevheri bu kadar geç tanıdığım için kendime kızıyorum ya. Nasıl gözümden kaçmış anlayamadım yani. Gülüşü çok tatlı bi kerem, bir de acuşi olmasına rağmen oppa diyesim var hiç 34 durmuyor bu adam ya... Süper bişiy kendileri vücut mücut o biçim anlayacağınız. 
Ama dizideki o uzun saçlı, önünde perçemi olan saç stilini beğenmedim. Keşke saçını tepeden topuz yaptığı haliyle oynasaydı diyesim var ama rolü o tarz bir asi saç biçimi gerektiriyordu sanırım.  
Ya bir de yakın zamanda öğrendiğime göre kendileri güzel ülkemize teşrif etmişler ta 2006 yılında. Şimdi buna da diğerlerine de gel deseler gelmezler pehh!..
Lee Se Ryung, ah kızım ah! Ne acılar çektin sen ya. En çok acı çeken bayan ilan ediyorum  seni. Valla dizi boyunca kendimi senin yerine koydum; seninle birlikte ikilemlerin en dibinde yaşadım bende. Nasıl arada kalmaktır bu ya? Nasıl zalim bi kaderdir. Baban mı, sevdiğin adam mı? İkisinden de vazgeçmek istemedin haliyle.  Bir de diğer dizilerde olduğu gibi hiç bir salaklık göstermedin. Mal mal hareketlerde bulunmadın. Gayet aklı başında, mantıklı ve cesur bir kızdın, bravo. Verdiğin kararlar doğruydu. Sevdiğin için  bedenini kılıçlara mı siper etmedin, okların önüne mi atlamadın, daha neler neler yapmadın... Bu kadar cesurdun sen. İşte dizilerde görmek istediğim kadın karakter, yürü be kızım kim tutar seni!


Brilliant Legacy'de başlarda iyi mi, kötü mü karar veremediğim son bölümlere doğru kötü olduğuna karar verdiğim ama son bölümde haline üzüldüğüm bir karakterdi. Moon Chae Won'u ne yalan söyleyeyim, ilk defa burda açıklıyorum içimdeki hissi: Seung Gi'mle aşk yaşadıklarından şüphelendiğim içim sevmiyordum. Gerekçem biraz saçma olduğundan açılamamayı tercih ediyorum, siz içime bir kurt düştüğünü bilin de. Neyse gel zaman git zaman buna takmamayı başardım, kendi hüsnü kuruntum olduğuna karar verdim ve kendisine alıştım ama yine de içimde hala küçükte olsa antipati besliyordum. Bu yüzden The Princess' Man'i izlesem mi, izlemesem mi karar verememiştim. Yüksek reytingi ve dizi hakkındaki güzel yorumlar beni cezbetti. İzleyeyim şu diziyi dedim ya nolcak ki? İşte Moon Chae Won hakkımdaki düşüncelerimi değiştiren dizidir bu. Sevdim kızı, oyunculuğunu da geliştirdiğini gördüm. Ama gözleri biraz garip mi bakıyor ne?

Dizileri indirdikten sonra her zaman kontrol ederim izlerken sorun falan çıkmasın diye. The Princess' Man'i indirip, açıp kontrol ettiğimde başlangıç şarkısı ve videosu ayrıca darbe günü olanları gösterdikleri ileriye dönük o flashback(yook o geriye dönüktü di mi?) o zaman flashforward diyeyim. Evet, evet o flashforwardda beni çok etkilemişti. Ne demek istediğimi anlatabildim sanırım. Hemen başlamalıyım demiştim bu diziye ama ne yazık ki o sıralar finallerle boğuştuğumdan başlayamamıştım. Ve kendime sınavlar biter bitmez ilk bu diziye başlayacağım diye söz vermiştim ama olmadı orası ayrı mesele. Buyrun sizler de izleyin etkilenmemek elde değil ama ya!
Her şeyiyle beğendiğim, büyük bir keyifle ve heyecanla izlediğim mükemmel bir diziydi. Okuduğum yorumların aksine ben son bölümü de beğendim sadece tek bir şey haricinde. Nasıl bir saçmalamadır bu ya şurda açıklamaya dilim varmıyor çünkü açıklarsam spoiler yersiniz. :D İzleyenler neye takıldığımı ve sonu niye beğendiğimi alttaki spoiler bölümümüzden okuyabirler efendim. :) Hiç kimsenin kaçırmaması gereken bir dizi kesinlikle. Oyuncular, oyunculuklar bir harika ve başroller arasında en önemli etken aralarındaki uyum benim için o da tam kıvamındaydı, tadından yenmiyordu. Yönetmende harika bir iş çıkarmış. Eee hadi senarist abileri de dışarda bırakmayalım tek bir hataları var diye. Nihayetinde hatasız kul olmaz onlarda muhteşem bir dizi yazmışlar, tebrikler. İzleyim diyorum. Valla bak izleyin. 

!!!SPOİLER!!!
O adam niye kör oldu? Hayır, yani niye? Biri açıklasın Allah aşkına bana bunu ya. Tamam körleştirmeye karar verdiniz ama niye sebebini açıklamıyorsunuz ki? Uyuz oluyorum senaristler sizlere, tek kelime ile UYUZ!!!


Senarist beyfendiler şöyle bir açıklama yapmışlar;
Jo Jeong Joo : Şahsi görüşüm mutlu ya da mutsuz sonun olmasının hiçbir önemi olmayacaktı. Her hâlükârda, karakterlerden biri ya da her ikisi kurtulmuş olursa olsun, tam bir mutluluk gerçek olmayacaktı ve bu bize pek çok ihtimali göz önünde bulundurmamızı sağladı. Çok geçmeden, biz Seung Yoo’nun gözlerini kaybetmesiyle intikam almaktan vazgeçeceğine karar verdik. İzleyiciler tarafından taşlanacağımızı düşündük ancak bu şaşırtıcı derecede kötü olmadı.
Kim Wuk: Kanımca biraz trajik bir son istedim. Yazar Jo'nun kılı kıpırdamamasına rağmen. Kim Seung Yoo ölmedikçe intikam almayı bırakmayacağını düşündüm. Ancak bu iyi bir uzlaşı oldu. Mutlu bir son gibi görünmesine karşın, ben bu hüzünlü ipte yürüyüşü sevdim.


Aslında mantıklı düşününce dizi gerçek hayattan uyarlanmış ve herşey tarihe göre ilerlerken Kral Soo Yang'ın dizinin sonunda ölmesi biraz saçma olurdu. Adam ömrünün sonuna kadar iktidarda kalıp ülkeyi yönetmiş. Her ne kadar boş yere bir sürü kan dökülmüş, kral yaptıklarının cezasını çekmemiş olsa da oraya diyecek sözüm yok çünkü gerçekte de böyle olmuş. Ama hala şuraya takıldım:
Kim Seung Yoo neden kör oldu?


21 yorum:

  1. The Princess'Man <3 Çok sevdiğim bir dizi bende zaman bulursam yazmayı düşünüyorum...Bu dizide çok ağladım,heyecanlandım,küfür ettim..(hem senaristlere hem de Se Ryung'un babasına...Ve bence de Neden??Neden? yahu valla çok gıcık kaptım adamı öldürmedik ama kör ettik yani bu ne ya Allah aşkına deli bu senaristler ve Se Ryung'un babsı böyle sonunda hüzünlü bi anı vardıya ben halen nefret ediyorum o adamdan valla banane o kadar kötü şeyler yaptı öldürdüğü insanlar hele Prensesin kocası :( ay çok üzülmüştüm cani herifin teki o....Ve gerçek bir olaya mı dayanıyor? O.o bilmiyordum demekki o cani gerçek hayatta vardı o idamları yaptı :( Allah belasını versin diyeceğim ama çoktan vermiştir.Yazını okurken keyifli zaman geçirdim Bu diziden ne zaman bir haber alsam seyredesim geliyor.Eline sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bende çok uyuz olmuştum krala. Aslında o da sonunda çok yanlış birşey yaptığını anlayıp pişman oldu ama inadından vazgeçemedi bi. Ve evet, gerçekmiş olanların hepsi boş yere bir sürü insanın kanını akıtmış. Son bölümde Kim Seung Yoo'nun dediği gibi ''kana bulanmış tahtında'' ölene kadar yaşamış. Kore tarihinde çok iyi tanınan ve ülkeyi geliştiren (tarımda, ekonomide, tarih ve edebiyat alanlarında) bir kralmış ayrıca da güçlü bir konutanmış. Kore tarihinde yaşanmış olayları kitap haline getirmiş. Sadece dizideki çocukları uydurmaymış. Beğenmene sevindim, sende bu dizi hakkında yazarsan bende keyifle okurum. :)

      Sil
  2. ve gerçekten bu yakışıklı Türkiyeye mi gelmiş? oha ama valla haberim olsaydı ne olacaktı o zaman kore fanı değildim ve 7 yaşındaydım :D ve bu arada yaşımı açıklamış oldum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelmiş ya valla gelmiş. :) Şu videodan bakabilirsin. :)
      http://www.youtube.com/watch?v=BBwwRwN3zQ4
      Omo gerçekten 13 yaşında mısın? Küçük olduğunu biliyordum ama bu kadar tahmin etmiyordum ben 21 yaşındayım. :) Bundan sonra küçük kardeşim ol o zaman. ^^

      Sil
    2. :D Evet aramızda bayağı bir yaş farkı varmış...

      Sil
    3. Ve İstanbul'a gelmiş...Ben de İstanbul'da oturuyorum.

      Sil
  3. ben bu diziyi izlemedim:( ama o kadar güzel anlatmışsın ki izleme listeme ekledim gitt:)
    bu arada ben de küçük kardeşin olayım mı? ben de 16 yaşındayım^-^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii ol bi küçük kardeşim daha oldu ne güzel. :D
      Yazımı beğenmene çok sevindim dongseng kısa zamanda izleyip yazarsın sana da yoruma geliriz inşallah. :D

      Sil
  4. Çingucuğum mimlendinnn! :D

    http://ifeelgoodman.blogspot.com/2012/07/mimtek-kelime-ile-anlat-beni.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler almaya geliyorum. :D

      Sil
    2. Çingucuğum bende küçük küçük kardeşin olayım ^^ Ben senin 21 yaşında olduğunu bilmiyordum bundan böyle unnimsin :D 14 yaşındayım bendee :D

      Sil
    3. Çok sevinirim kardeş. :D Ben senin küçük olduğunu anlamıştım. Nerden anladın diye sorarsan hatırlamıyorum ama mutlaka yazılarında bahsetmişsindir. :D Oh oh bir sürü küçük kardeşim oldu. :D :D

      Sil
    4. Bahsetmişimdir :D Zaten yazılarımdan ergenlik akıyor :D :D O zaman bundan sonra unnimsin :D

      Sil
    5. Yok yok yaşından büyük bir olgunluktasın bence sen. Yazılarından bunu anlıyorum. :))

      Sil
  5. Aynı başlık altında 2. mim duyurusu oldu ama olsun :D :D Yine mimlendiin ^^ http://ifeelgoodman.blogspot.com/2012/07/2-mim-kpopun-enleri.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel oldu güzel. :D Teşekkürler hemen almaya geliyorum. :D

      Sil
  6. Bu diziyle ilgili forumlarda ve bir kaç blogda pek beğenilmediği üzerine yorum okumuştum.Diziyi de bu sebeble daha bir gerilere attım izlemek için.Ama senin yazınla da hemen başlayasım geldi.Bunu da listenin güzel bir köşesine not ettim.Bu sıcaklar izin verirse mutlaka izleyecem:)
    Yine çok güzel yazmışsın çingum ellerine sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten mi? O.o Niye beğenmemişler harika bir diziydi sakın gerilere atma bence. :) Benim forumlarda bloglarda okuduğum yorumlar hep olumluydu halbusi. :) Tanıtımı beğenmene sevindim çingu, umarım diziyi izlersen onu da beğenirsin. Bence beğenilmeyecek bir dizi değil ama beğenmeme ihtimalinde var tabii sonuçta zevkler farklı olabiliyor yine de ben senin önerdiğin film, anime, dizi, müzik vs. beğeniyorum sende benim önerdiklerimi beğeniyorsun sanırım. Yani zevklerimiz benziyo bence. :D

      Sil
    2. Yok kesin izliyicem çingu,olumsuz yorumları sildim kafamdan.
      Ve haklısın genel olarak zevklerimiz aynı.Ben de senin önerdiklerini beğeniyorum.İyiki de zevklerimiz aynı;böylece izleyecek beğenecek çok şey birikiyor sayende:)
      Tekrar ellerine sağlık,izledikten sonra da yorum için uğrarım çingu:)

      Sil
    3. Sil gitsin çingu, bakma sen onlara izle kendin karar ver. :D
      Bencede iyiki zevklerimiz aynı bende senin önerdiklerini beğeniyorum. :)
      Okey tekrar beklerim çingu. :))

      Sil