17 Eylül 2012 Pazartesi

Ghost: Bazen Hayalet Olmak Gerekir...

Diziler biteli çok oluyor ama hep tanıtım yazılarını yazmakta en sona kalıyorum ben, üşengeçliğim yüzünden. Gaksital, Ghost ve A Gentleman's Dignity yaz dönemindeki favori dizilerimdi. Dizileri yayınlandıkları tarihle eş zamanlı izledim, başka diziler başladı onlarda biticek nerdeyse ama ben hala öncekileri yazamadım. Her neyse, çok uzatmadan tanıtıma başlıyim o zaman. :)
Başrolünü So Ji Sub'un oynadığı mükemmel ötesi bir dizi Ghost. Tek bir kusuru olsa da, onu göz ardı edip favorilerime ekledim kendisini. Nolucak yani, biz ne diziler gördük içinde oyuncu yok, ne oyuncular gördük içinde dizi yok. Ay pardon, böyle değildi bu söz sanki. Neyse canım, anladınız siz, tek bir kusuru için diziyi kötüler kategorisine koyamam ki. Hele ki kötü adam bile oyunculuğuyla saygımı, sevgimi kazanmışken. Ve aralarda çalan The Phantom of the Opera'nın o  ürküten ve kendine çeken mükemmel ötesindende ötesi müziği varken. 
Neyse, çok uzattım, hemen konuyu anlatmaya başlıyim o zaman. 
  
 
Konu
Kim Woo Hyun, Kore Polis Teşkilatı Siber Araştırma Bölümü'nün takım lideri'dir. Kendisi mesleğine aşık bir polis memurudur. Görevleri digital kanıtları toplayıp, sanal suçluları yakalamak yani sizin benim anlayacağım şekilde hackerları, internet dolandırıcılarını vs. adalete teslim etmek ya da cinayet davalarında kurbanların kişisel bilgisayar, telefon ve hard disklerini incelemektir. 

Bilişim Suçları Araştırma ekibinin başı Hades adlı ünlü bir hacker ile beladadır. Ekip hangi olayı çözmeye çalışsa altından mutlaka Hades çıkıyordur. Ama ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar Hades'in IP adresini bir türlü bulamıyorlardır. Çünkü Hades asla kolay bir lokma olmamıştır. 

Kim Woo Hyun ve Hades her zaman hack olaylarında karşı karşıya gelmişlerdi, ancak bir gün yolları bir cinayet vakasında kesişince işler değişir. Adı seks skandalına karışmış olan Shin Hyo Jung adlı ünlü aktris/model apartmanının camından atlayarak intihar eder. Üstelik ölmeden önce twitter hesabından ''Ölmek istiyorum.'' gibi, olayın cinayet değil de intihar olduğunu kanıtlar nitelikte bir cümle paylaşarak. 
Peki, gerçekten Shin Hyo Jung kendisini öldürmüş müdür?

Shin Hyo Jung'un bilgisayarının Hades tarafından hacklendiği ortyaya çıkınca tüm kanıtlar cinayeti Hades'in işlediği gerçeğini gösterir. Bu olaydan sonra masum olduğunu kanıtlamak için Seul sokaklarındaki büyük LED ekranlarında bazı şeyler paylaşmaya başlayan Hades'in yeri, sonunda Kim Woo Hyun tarafından tespit edilir. Aralarında başlayan koşuşturmaca Woo Hyun'un Hades'i metro istasyoununda kıstırmasıyla son bulur. Hades yüzünü Woo Hyun'a çevirdiği anda Woo Hyun büyük bir şok geçirir. Çünkü, Hades yıllar önce, çok yakından tanıdığı bir kişiden başkası değildir. 
                                 
Bundan sonrasını da yazmak isterdim ama spoya girer. Hele ikinci bölümde öyle bir şey oluyor ki, ŞOK! oldum resmen, ŞOK! İşte dizinin tek kusuru dediğim şey tam da bu ŞOK'tan sonra gerçekleşiyor. (Spoiler: Daha ikinci bölümden So Ji Sub'u öldürünce ''Noluyoruz, senarist! Şaka mı bu?'' dedim. Sonradan estetikle Hades'i bizimkine çeviriceklerini söylediklerinde de ''Yuh!'' dedim. ''Tıp o kadar gelişti mi? O zaman yüz nakli yapılanlara niye aynı eski yüzleri uygulanamıyor? Hadi, be git şurdan ya.'' gibisinden cümleler kurdum. Dizidir, dedim. Oldu kabul edip, izleyeyim bari, dedim. Ama yine de aklıma bir şey takıldı: Hadi tamam anladık. Park Gi Young'u, Kim Woo Hyun'a çevirdiniz. Her şey kabulüm ama sesine nasıl bir çözüm getirdiniz pardon. Spoiler bitti)
Valla bazı diziler vardır ki, beni öyle bi etkilerler ki ne siz sorun ne ben anlatim. Etkilendiğim o şeyi yapmak isterim hemen. Mesela Ghost hackercı olma isteğini, ben daha ne olduğumu anlamadan jet hızıyla aşıladı içime. Hemen bu konu hakkında internette araştırmalar yapmaya başladım. Kardeşlerimin bilgisayarlarına falan girmeye çalıştım, nasıl bir videonun ya da dosyanın içine başka bir video ya da dosya gizlenir... bunları araştırmaya başladım. Napıcaksam ajan falan mı olucam, orasını da anlamadım ama fazla mal göz çıkarmaz dedim. Dedim, dedim de noldu sanki? Başarılı oldum mu, hı? Çabalarım boşuna gitti. Öyle bir istekti rüzgar gibi geçti, gitti. Anladım ki hacker olmak her baba yiğidin harcı değilmiş. Ve zaten paranoyak olan ben bu diziden sonra daha da bi paranoyaklaştım. Artık bilgisayarlarda güvenli değil. Napıcaz, bilmiyorum. Tek bir tıkla neler yapılabiliyormuş öyle, hayret ettim.
Ghost, diğer dizilerden son derece farklı çok çok ilginç bir dizi. Başrolde So Ji Sub acuşimizin oynayacağını öğrendikten sonra ve de konusunun bu kadar güzel olduğunu okuyunca ''Aha!'' dedim, ''Tam dişime göre bir dizi.'' Ve başlıcağı günü iple çektim. Tabii, bu güzelim dizi de bitti. Ama ben şimdiden özledim. Reytingler oldukça iyiydi ama bence istenilen başarı elde edilemedi. Bunda KBS'de yayınlanan Gaksital'in etkisi büyüktü. Çünkü Gaksital'de mükemmel bir diziydi. Ama yine de Ghost'un reytingleri de fena değildi. Dizinin tek eksiği aşktı. Eskiden aşk değilde sırf aksiyon ve savaş gibi kavgalı gürültülü yapımları tercih eden ben hiç aşkın eksikliğini çekmedim ama belki de dizinin Gaksital'den geri kalmasının nedenlerinden biri buydu. Laf aramızda Amerikan, Avrupa yapımı aşk hikayelerini hiç ama hiç sevmem, romantik tarz izlemeye Kore ile başladım ben.









 So Ji Sub zaten tartışılmaz ama beni bu dizide en çok etkileyen kötü adamımız Jo Hyun Min oldu. Ghost yayınlanırken Dream High'ı da izledim ve Uhm Ki Joon'u karşımda görünce, daha doğrusu aklında bin tane tilki dönen, şeytani bir karakterden sonra Öğretmen Kang gibi şapşal ve yufka yürekli bir rolde kendisini izlediğimde acayyyyip şaşırdım ya! Hatta iyi birisini falan oynadığına inanamadım asla, zaten Dream High yazımda bahsetmiştim ama öğretmenken her ezilip, hor görüldüğünde içinden Jo Hyun Min çıkacak diye endişelenip durdum. The King 2 Hearts'taki saray soytarısı, bayat kurabiye ya da zırdeli John Mayer kadar beni en çok etkileyen kötü adam Jo Hyun Min'dir. John Mayer komik bir kötüydü, bu yüzden onu çok sevmiştim ama Jo Hyun Min gerçekten kötü, şeytan diyebileceğimiz bir karakterdi. Gözlerini her kısarak baktığında, gülüşünün altında yatan o sinsi ifadesini her izleyişimde ''So Ji, oğlum. Tamam, bu sefer gittiğimizin resmidir. Artık kurtuluş yok.'' dedim. Başlarda kötülüğüne sinir olsam da neden bu kadar kötü olduğunu anladığımda hak verdim Jo Hyun Min'e. İntikamın helali hoş olsun be abi, dedim. Hatta, onun tarafına geçtim diyebilir miyim bilmem ki? Yok, yok her zaman Ji Sub'un yanındaydım ben ama içimden bir parça hala Kim Woo Hyun'un artık Jo Hyun Min'le uğraşmasını bırakmasını diledi. Çelişkili duygular içinde izledim işte böyle Ghost'u. Ama Jo Hyun Min'i davasında haklı bulsam da, kim olsa aynı şeyi yapardı, yaşın yanında kuruyu da yaktı her zaman. O yüzden bir tarafım Jo Hyun Min'e öfkeli. 


Yoo Gang Mi adlı polisi oynayan Lee Yeon Hee, üzülerek söylüyorum beni bu dizide hayal kırıklığına uğrattı. Kendisini çok sever, beğenirdim. Genç yaşına rağmen Kang Dong Won ve Gong Hyo Jin ile M filminde, Hyun Bin ile A Millionaire's First Love'da, One Fine Day dizisinde Sung Yu Ri ve Gong Yoo ile, ve Jang Dong Gun, Uhm Tae Woong gibi daha adlarını sayamadığım yetenekli oyuncularla çalışmış. Son olarak ta So Ji Sub'la başrol kaptığını duyunca sevinmiştim ama sonuçta hayal kırıklığına uğradım. Bayan başrol olarak diziye çok zayıf kaçmış. Görünüşü bir polise göre çok narindi. Tamam, kabul ediyorum, zaten dizide de güzelliğiyle ün salmış ama mesleğinde pek başarılı olmayan bir polisi oynuyordu başlarda ama bunun haricinde yine de Lee Yeon Hee kesinlikle Yoo Gang Mi için hiç iyi bir seçim olmamıştı. Oyunculuğunu da pek beğendiğimi söyleyemem bu sefer. Böyle repliklerini yaşamıyodu da, sanki okuyormuş gibi bir his verdi bana. Lee Yeon Hee seni severim, bilirsin ama Ghost dizisi senin dizin değildi. Keşke başka bayan oyuncu seçselermiş. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki bayan başrol yetersizdi. 
Ama bu demek değil, Lee Yeon Hee'den soğudum. Tabii kide hayır. Her oyuncu her rolü oynayabilecek diye bir kural yok. İnşallah 2012 bitmeden kendisine yakışan güzel bir rolle tekrar ekranlara döner.

So Ji Sub... Bakışlarıyla konuşan adam... Acuşi, yine harikaydı. Zeki roller kesinlikle bu adama çok yakışıyor. Zaten gerçekte de bakarken gözlerinden bir zeka fışkırıyo, dahi gibi bir tipi var bence. Ayrıca çok gizemli bir görünüşü de var. İşte bu özellikleriyle kesinlikle bu rol için biçilmiş kaftandı. Kim Woo Hyun olarak oynarken benim şahsi fikrimce çok başarılıydı. Birde zaten her zaman karizma olan So Ji, Ghost'taki saç şekliyle olsun giydiği takım elbiselerle olsun daha bir karizmaydı. Saçlarının ilk bölümlerdeki hallerini dizi boyunca kullansın isterdim ama küçük değişiklikler yapıldı sonradan. Olsun o da iyiydi, ama bence tenten gibi saçının önünü dikmek daha çok yakışmıştı. Her neyse bu saç şeklini gerçek hayatta da kullanmalı kanımca.
Boyu posu, tipi, karizması her zaman yerli yerinde olan So Ji Sub'un bana göre tek bir kusuru var. Adamı ilk izlediğimden beri hala aynı şekilde yürüyor, arkadaş. Bir türlü değiştiremedi kendini. Halbuki omuzlarını öne çıkararak, başını omuzlarından da öne alarak, kollarını da sallayarak goril edasıyla yürümese dört dörtlük adam olucak. O kadar kişi vardır yanında. Menajerleri, imaj makerı, çalışanları, şirket başkanı (gerçi şimdi kendi şirketini açtı diye biliyorum ama bahsettiğim eski başkanı) arkadaşları ne bilim daha bir sürü insan, he bi de ailesi... kimse söylemiyor mu acaba şöyle yürüme diye. Neyse, severim So Ji'ciğimizi o kadar kusur kadı kızında da olur diyelim bari. 

Ve deli danamız Kwon Hyuk Joo... Adam cidden deli dana. Sinirlendiğinde kudurmuş manda gibi tepinip, etrafına rahatsızlık veriyor. Başta ısınamasam da sonralardan sevdim. İşine bağlılığı, kararlı olması ve en önemlisi Kim Woo Hyun'un işine köstek olmaması en büyük etkenlerdi deli danayı sevmemde. Bölümler ilerledikçe sinir küpü hallerinden çıkıp komik olmaya da başladı.


Choi Seung Yeon, Park Gi Young ile birlikte ''Gerçek Hikaye'' adlı internet gazetesinin muhabiri. Asıl adı Song Ha-Yoon... Şimdi hiç tanıdık gelmedi bu isim değil mi? Çünkü biz onu başka bir isimle tanıyoruz: Kim Byul. Çoğumuzun Baby and Me'den tanıdığı tavuk kostümlü Jang'a ilk görüşte aşık olan garip, dahi ve güzel kız. Nedense bu yıl ismini değiştirme gereği duymuş. Bana sorsaymış keşke değiştirmeden önce. Kesinlikle hiç gerek yok derdim. Kim Byul daha güzel bir isim, üstelik Byul'un ''Star, (Yıldız)'' gibi güzel bir anlamı varken. Daha gerilere gittiğimiz de de gerçek adının Kim Mi Sun olduğunu görüyoruz. Bence zaten baştan ismini değiştirmeseymiş, gayet güzel bir ismi varmış. Neyse, dizide de oldukça sevdim kendisini. Güzel, hoş bir karakteri vardı. Hep Park Gi Young'a aşıktır bu kız diye düşünsem de sonunda o da kendine uygun birisini buldu. Bu arada o malum kendisine uygun kişi adını da ''Haşlanmış Patates'' olarak değiştirdi. 
Ayrıca The Greatest Love'da Dok Go Jin'in şapşal, sevimli menajerini tekrar izlemek güzeldi. Ve MBLAQ grubundan G.O.'da Ghost'un kadrosundaydı ve ilk deneyimi olmasına rağmen iyiydi.  Daniel Choi'nin ne kadar yakışıklı olduğunu bu dizide anladım, ama ne yazık ki sadece birkaç bölümde göründü.
Yönetmenliği, So Ji Sub ile Cain and Abel dizisinde de beraber çalışan Kim Hyung Shik yapmış.
So Ji Sub ve Lee Yeon Hee, Ghost'tan önce U-Turn adında mini dizide bearaber çalışmışlar.

Başından sonuna kadar severek izlediğim bir diziydi Ghost. Sonu da gayet iyiydi. Finaldeki birkaç eksiğe rağmen en sevdiğim sonlardan biri oldu. Arkadaştan öte kardeş olan ama acımasız kaderin ayırdığı iki insanın ortak kaderini güzel bir şekilde anlatmış. Aşk dizilerinden bunaldıysanız ya da farklı bir şeyler izlemek isterseniz, hiç kaçırmayın Ghost'u. 
 
 

!!!SPOİLER!!!
Dizide aşk yoktu. Benim açımdan sorun değildi ama olsaydı da olmasaymış demezdim. Hep Yoo Gang Mi ve Kim Woo Hyun arasında bi aşkın alevlenmesini bekledim ama olmadı. Oysa arada bi kaç küçük dokunuşla heyecanlandırmıştı senarist bizi. Bu yüzden sonuna kadar bekledim aralarında bir şeyler olmasını. Bi de başta Yoo Gang Mi, olayları çözdüklerinde Kim Woo Hyun'un mezarına gidip, uzun zamandır içinde tuttuklarını söyleyeceğini, söylemişti ama finalde öyle bir şey olmadı. Ve Kim Woo Hyun'da aslında Yoo Gang Mi'ye aşıkmış. Yazık keşke birbirlerine itiraf etselermiş önceden, yaşayamadan bitti aşkları. 

Ama en çok sevindiğim şey Park Gi Young'un Kim Woo Hyun olarak yaşamayı sürdürmesi oldu. Yine başlarda olaylar çözüldüğünde Kim Woo Hyun olmadığını falan her şeyi açıklayacağını söylemişti Park Gi Young. İyi kide böyle bir şey olmadı. Hem arkadaşının çocuğuna babalık yapmaya hem de hacker yöntemlerini kullanarak polisçilik oynamaya devam etti. 

Jo Hyun Min'in intiharı... çok ironikti. Sevdiği kadını öldürdüğü camdan, kendini atarak intihar etti. Bence zaten başından beri göstermeselerde pişmandı Shin Hyo Jung'u öldürdüğüne. Çünkü o da genç ve masum bir insanken intikam almak için kötüleşti. Yoksa doğarken kötülükle doğmadı. O yüzden yaptıklarından pişman olması gayet doğal, insani bir davranış olarak geldi bana. Bize en ufak bir pişmanlık kırıntısı göstermemiş olsalar da, bu Jo Hyun Min'i katıksız kötü olarak göstermek istemelerindendi ama gerçek öyle değildi. Sevdiği kadınla birlikte, daha doğmamış çocuğunu da öldürdüğünü öğrenince hayatının bir anlamı kalmadı ve intihar etti. Belki de bu kadar etkilenmesinin sebebi kendisi babası için bütün bu kötülükleri yaparken, çocuğunu kendi elleriyle öldürdüğü gerçeğini öğrenmesi oldu. 

Hackledim sizi, nihahahaha! :P

10 yorum:

  1. Bu diziye nedendir bilmem bir türlü başlayamadım.Halbuki So Ji Sub uzun zamandır dizi yapmıyordu ve benim de izlemem gerekirdi.Bilmiyorum belki de artık SJS'yi romantik-komedi tarzında bir dizide izlemek istediğimden de olabilir.(tabi dizi yayınlanırken spoiller de yedim.İzlemeden önce unutmam lazım)

    Dizide aşk olmaması enterasan.Ama bence daha güzel olmuştur.Her dizide aşk olacak diye bir kural yok sonuçta:)
    Diziyi çok güzel anlatmışsın çingum.Ellerine sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün SJS severlerin ortak isteği bu sanırım: SJS'un artık ağlamaklı rollerden çıkıp komedi dizisi çekmesi. :) A Gentleman's Dignity yazımda bahsetmiştim ya, senaristin SJS ile çalışmak istediğinden, ben umutluyum o konuda inşallah senaristin sıradaki projesinde, o değilse bile daha sonraki projesinde mutlaka SJS oynayacaktır. :D

      Ahh, spoiler yemen kötü olmuş çingum ya. :( Bende birkaç dizi hakkında spo yedim o yüzden hiç izleyesim yok o dizileri, anlayabiliyorum seni. :(

      Olsa iyi olurdu ama ben eksikliğini hissetmedim aşkın. Doğru dedin, her dizide aşk olacak diye bir kural. :)
      Beğenmene çok sevindim çingum, sağol. :D

      Sil
  2. Aslında bu dizinjin konusunu pek beğenmemiştim ve hiç başlamayı bile düşünmüyordum aslında okumazdım da ne de olsa Hoi-Hoi çok zevkli bir yazı olduğuna eminim diyerek açtım...senin verdiğin konuyu görünce izleyeyim bari dedim fakat ilk spoileri okuyunca yok ya daha neler seyretmem banane falan dedim yazının ortalarında tekrar seyretme isteğim doğdu..Bu diziyi kesinlikle izleyeceğim..Listeme yeni bir tane daha dizi ekledin..Hayal kırıklığına uğramayarak söyliyebilirim ki bu yazında çok eğlenceli olmuş..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Spo'yu okumasaydın keşke canım... :( Daha güzel olurdu izlemek ama izlemeyi düşünmüyordum demişsin, o zaman senin yerinde olsaydım bende okurdum. :) Sondaki kocaman spoilerı okumamışsın neyseki. :)
      İzlemeyi düşünmediğin bi diziyi yazdıklarımdan etkilenerek listene alman ve yazdıklarınla beni çok mutlu ettin canım, çok teşekkürler. :D :D

      Sil
    2. Tabikide kocaman spoyu okumadım geçende izlediğim bir dizinhin sposonu okudumda o spa ne gidi şey çıktı diznin sonuna kadar yazmıştın.. :D

      Sil
    3. Yazmışımdır valla. :D İçimi dökmek için, senaristlere saymak için yazmışımdır tahminimce ama hangi diziydi bahsettiğin. :D

      Sil
  3. şu aralar bu diziyi izliyorum bende. dizi gerçekten güzel. konusunu okumadan SJS oynuyor diye indirmiştim diziyi ve hayalet sahneleri falan bekliyordum ben :) böyle olunca daha daha sevdim tabi.

    lee yeon hee'nin rolünü beğendim ben aslında. bakışları ve olaylara verdiği tepkiler olması gerektiği gibi bence. bir de east of eden diye bir dizi de oynuyordu. çok beğendiğim bir diziydi izlemediysen tavsiye edebilirim.

    sonuna gelmedim daha dizinin,
    yazı çok dobra olmuş. azıcık patavatsız, emeğine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevilmicek gibi değildi ki. :D Koreli senaristlerden alışık olmadığım bir tarzdı. Gerçi daha önce polisiye dizileri çekmişlerdir tabii ama ben ilk defa bu tarz bi dizi izledim Korelilerden, biraz da o yüzden bu kadar sevdim Ghost'u. Gençliğimi hatırlattı bana ah, ah!.. :P :D

      Lee Yeon Hee'yi severim ama bu dizide pek ısınamadım. Beğenmişsen bir şey diyemem sonuçta zevk meselesi. :D East of Eden dizisini duymuştum hatta Lee Da Hae için izleme listemde ama kısmet olmadı bi, izlicek o kadar çok dizi var ki. :) Ama inşallah bir gün izlicem. :) Yine de tavsiye ettiğin için teşekkürler. :D

      Yorumun için teşekkürler Yusrac. :))

      Sil
  4. Ji Sub için kesin izlerim diyordum ama sanki kötü bir yorum duydum o yüzden başlamadım Ghost'a sen böyle diyorsan aklımda bulunsun çingu aksiyon tarzı birşey canım çektiğinde bakayım bir^^ SJS'u da çok özledim aslında ama şu sıralar canım dram falan istiyor misa gibi bir dizi daha çekse keşke.

    Dizileri izlerken bana da böyle oluyor bazen başrol hangi meslekteyse ilgimi çekiyor o :D Hacker olmak da çok ilginç olurdu.Empati'yi okudun mu?Orada da baya bahsedildi bundan.Okurken ahhhh dedim bilgisayardan anlasam da virüs yaysam yaysam herkese :D :D Ne kadar kötü bir insanım ben yaa :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çingum zaten herkesin beğendiği bir şey bulmak bildiğin gibi olasılıksızdır. :P :D Konusunu beğendiysen ve SJS'u da seviyosun zaten, canın aksiyon çektiğinde izlersin o zaman. :D

      Ve evet, Empati'yi okudum, Olasılıksızı da. Orda da hacker olmak istemiştim valla ne yalan söyliyim. :D Adam Fawer'ı severim ilginç konular buluyo yeni bir tane kitap yazsa da okusak şöyle. :D
      Yorumun için çok teşekkür ederim çingum. :D

      Sil