17 Ağustos 2014 Pazar

Mim: Neden K-pop Dinliyoruz?

Selam çingular!.. Elimde birikmiş olan mimlerimle karşınızdayım. İlk mimimiz sevgili Uçay'ın zilyon yıl önce bana pasladığı ''Neden K-pop Dinliyoruz?''
Çok eğlenceli bir mim ama bana sorarsanız mimin başlığıyla sorular alakasız. Başlıkta neden K-pop dinlediğimizi soruyor ama sorulara bakarsanız bizden bir neden istemiyor, favori grubumuz, favori üyemiz vs. şeyleri cevaplamamızı bekliyor. Neyse ben kolaya kaçıp başlığa takılmadan sorularda ne sorduysa ona cevap vericem. 

1- En beğendiğiniz kız / erkek K-pop grupları ?
Öyle dinlerken mest olduğum bi kız grubu yok. Ama diğerlerine oranla en çok dinlediğim grup 2NE1. Tavsiye vermek isterseniz dikkate alırım.

Bigbang ve Beast sıkı takipçisi olduğum gruplar. Hangisini daha çok seviyosun diye sorarsanız buna cevap veremem.
Benim için Bigbang değil Kore'de dünya standartlarında bile eşsiz bir grup. Onların müziğini tarif edicek kelime bulamıyorum. Her zaman söylerim bir kere Bigbang dinleme fırsatınız olduysa onları bırakmak neredeyse imkansız. 
Gruptaki üyelerin hepsi birbirinden değerli ama herkesin bana katılacağını düşünüyorum bu konuda, GD bir başka. Ya adam sahneye çıktığı zaman ilgi odağı olmayı başarıyor, hoş odak noktası olmak için sahnede durması gerekmiyor. Ne yaparsa yapsın olay oluyor ama ne yaparsa yapsın başarılı da oluyor. Sahnedeyken gözlerimizi ondan ayırmamıza izin vermiyor. Ben sahneye onun kadar yakışan kimseyi görmedim şimdiye kadar. 
Benim K-pop'la tanışmama sebep olan gruptur Bigbang ayrıca. Onları tanımamla müziğe bakış açım da, birilerine hayran olmama düşüncem de değişti. Samimi diyorum Bigbang'den önce hiçbir müzik grubuna hayran olmadım. Saçma bulurdum böyle şeyleri. Belki de çocukluğumda izlediğim magazin haberlerinde genç kızların Tarkan ve Serdar Ortaç konserlerinde kendilerini parçalarcasına ağlamaları, afedersiniz bir yerlerini yırtmları, ayılıp bayılmaları falan bilinç altıma işlemiştir kim bilir. Ondan böyle karşı olarak büyümüşümdür fanlığa...


Beast ise "Tamam artık ben bundan sonra tek Bigbang dinlerim, başka gruplara bakmam bile. Kimse Bigbang'in yerini alamaz," dediğimde önyargılarımı kıran ikinci grup. Bigbang'i müziği için seviyorum dedim de kimse yanlış anlamasın, Beast'in müziği de bi o kadar kıymetli benim için. Zaten Beauty olmamda Fiction ve Shock'un etkisi çok büyük ama tam anlamıyla Shadow'la Beauty oldum sanırım. Yine de onları bu kadar sevmemde sadece müziklerinin payı yok, ben onları aralarındaki samimi ilişkiden dolayı ve de fanlarına gösterdikleri sevgiyle daha bi sevdim. Diğer fandomların yanlış anlamasını hiç istemem ama ben Beast gibi fandomuna sevgi gösteren, onları sahiplenen başka bir grup daha görmedim. 
Bide kendilerinin de söylediği gibi onlar birbirleri için aile olmuşlar. Çok samimiler, bu belki aralarında yaş farkı olmadığından olabilir. İçlerinde bir tek Dongwoon, abi diyor diğerlerine. 
Bilmiyorum, böyle işte. Daha fazla konuşursam lafı toparlayamıcakmışım gibime geliyor o yüzden öteki soruya geçiyorum. 

Dedim ya Bigbang mi Beast mi sorsalar ayrım yapamam diye... Dün benim için çok zor bir gündü. Beast'in Beautiful Show'u vardı. Aynı gün Bigbang'de AIA Real Life Now Festival'ine katıldı. Takdir edersiniz ki kem Beauty hem de VIP olan ben hangi konsere gitsem diye ikilem arasında kaldım. Ah! Seçim yapmak çok zordu. Sizce hangisini seçtim dersiniz?.. (Hayallerde yaşayan bir fangörlün şizofrenileri... :P )

2- Beğendiğiniz K-pop grup üyelerinden en çok kimi seviyorsunuz ? Neden?
Ya aslında ayırabileceğimi zannetmiyorum...
"Bana GD mi TOP mı diye sorsalar, cevabım Tae olur çünkü Dae'nin sesi çok güzel bu yüzden cevabım Seungri." gibi bir cevap verilir bu soruya ama neyse illaki bi isim vermem gerekiyosa Bigbang'den Riri çünkü çok salak. 

Beast'ten biasım olduğu için Dujun'u seçeneklerim arasına koymazsak (dikkatinizi çekerim gönül işlerimle diğer işlerimi ayrı tutuyorum ) cevabım Jun olur çünkü o da çok mal ve garip ama en çok biraz kendime benzettiğim için seçtim. 
Birde bu iki feyvırıt üyemin analarının kanki olduğu geldi aklıma bak şimdi. Sanırım bu kadar salak olmaları annelerinin kafa dengi olduklarından aynı tarzda çocuk yetiştirmelerinden kaynaklanıyo... Olabilir mi ki? :P

3- Tanıdığınız kadarıyla en iyi baba adayı olarak gösterebileceğiniz 3 erkek ?
Ya aslında bunun tiple anlaşılabileceğini zannetmiyorum. Herkes kendi çocuğunu bir başka sever. Mesela bana sorarsanız önceden Tablo'ya baktığımda çok iyi bir baba olacağını düşünmezdim ama şimdi Haru'yla olan baba-kız ilişkileri çok sevimli. Instagram'da paylaştıkları fotolar da ayrı bi sevilesi.


Bazı insanlar çocukları çok sever, onlarla çok iyi anlaşır, çocuğu olmasını çok ister ya kendimle çelişerek ve bunu baz alarak cevaplayacağım soruyu. Aslında şimdi düşündüm de başkasının çocuğuna sevgi gösteren insan iyi bir ebeveyn adayıdır, doğru ama yinede tiple anlaşılmaz ya. Hala onu da savunuyorum bunu da.
Neyse, yine salak saçma uzattım. İlk adayım Dujun, Dujun,  Yoon Dujun... Neden mi? Beast with Kids videosunu izlerseniz ne demek isyediğimi anlarsınız. Çocuğa kendi elleriyle yemek yedirmesi falan nomu nomu kiyoptaydı yani. 

İkinci olarak bad boy gibi gözükmesine rağmen içinde yaralı bi çocuk olan G-Dragon daha doğrusu Kwon Ji Yong. Zamanında adaşı olan hasta bi çocuğu ziyaret ettiği fotoğrafları her zaman sıcak gelmiştir bana.


Son olarak Lee Seung Gi. Büyük ihtimal Yoona'nın çocuğunun babası olacak bir gün ama yapıcak birşey yok, iyi bir baba olur bence. Hemde iyi bir koca... Yemin ediyorum Yoona kaptı çocuğu. Akıllı kız ne diyim benimde yıllar boyu peşimde Lee Seung Gi koşsa bende bundan iyi kısmeti bir daha nerde bulacam derdim. Hem deli gibi aşık, hem karakteri iyi, içkisi, sigarası, kumarı yok hem de paralı... Oh, iyi valla. 


Bakmayın öyle başta bilgiçlik tasladığıma aslında mimde en çok bu soruyu sevdim. İdollerin çoluk çocuğa karıştıklarını düşündükçe engel olamadığım bi şekilde sırıtıyorum.
Bonus Baba: MBLAQ Seung Ho... Lauren'le çok tatlıydılar.

4- Tanıdığınız kadarıyla en iyi anne adayı olarak gösterebileceğiniz 3 kız ?
Çok tanımam kız grubu ama sevdiklerimden söyliyim. Suzy, Eunji ve Sulli.


5- Ah keşke kardeşim olsa diyebileceğiniz en sevimli kız / erkek K-pop üyeleri ? 
Dongwoonie ve Mir küçük kardeşlerim olsunlar isterdim. 4 sayısına takıntısı olduğunu ve bu huyunun bazen onu bıktırdığını söylediği için kendime benzettim. Mir ise şu sebepten istiyorum ben kitaplarımın kırıştırılmasına, eziş bücüş edilmesine uyuz olurum. Hello Baby'de çocuklar Mir'in itinayla dizdiği manhwa koleksiyonundan birini eline aldığında kendini gördüm Mir'de. İşte dedim, bu çocukta benden. Bu yüzden ablası olmaya gönüllüyüm. Son olarak Exo'dan KyungSoo... o zeytin gözleri ve Küçük Emrah bakışlarıyla tam yanaklarını sıkmalık. Neden bilmiyorum size çok garip gelebilir ama TOP'ın abim olmasını isterdim.
Bence Bom'dan iyi bir abla olur ama o mu bana ablalık yapar ben mi ona orasını bilemicem. Eunji'de kardeşim olsun isterdim.

6- En çok görmek istediğiniz K-pop üyesi ?
Allah'a şükür görmek istediklerimden birini gördüm. Ama Beast'i tekrar görsem hiç fena olmazdı yani. Bide Bigbang piliz..

1 Temmuz 2014 Salı

Pencereden Baktıktan Sonra Sorguya Tutulmak Mimleri

Selam millet. Bakın bu sefer sözümü tuttum, geldim hemen. :) Uzun zamandır bloga uğramadığımdan mim de yazamadım. Mim'e açlığım vardı yani bu yüzden sevigili Paul Muad-Dib'in blogunda gördüğüm iki mime de hemen atladım. :D Paul Muad-Dib'e tekrardan teşekkür ediyorum ve mimleri anlatmaya başlıyorum. Anlatıcak bir şey yok aslında gayet açık mimler... siz iyisi mi hemen okuyuverin. :)
Pencereden Bakma Mimi

Sağa bakıyorum, yaklaşık otuz metre kadar ilerde iki tane adam sola doğru yürüyorlar. Birlikteler ve konuşuyorlar ama nedenini anlamadığım bi şekilde aralarında bi araba kadar boşluk var. Yakındaki apartmandan bi kadın çıktı, otuzlu yaşlarında. Köpeğiyle birlikte adamlara doğru yürüyor. Köpek kadından önce adamlara ulaştı. Sanırım kadın ve adam karı koca çünkü köpek adamı tanırmış gibi şımarmaya başladı. Cinsi golden bu arada,sütlü kahve renginde bi yavru, çok tatlı bi şey. Kadın diğer adamla selamlaştı. Önceden tanıştıkları belli ama bu üçlünün arasında hala bi mesafe var, garip. Üçü de ayak üstü biraz sohbet ediyolar. Köpeği sevme sırası yabancı adama geçti. Samimi bi ortam olması gerekiyor ama üçü de diken üstünde gibi. Vücut dillerinden rahatsızlık akıyor resmen. Önemli bir şey konuşmak istiyolarmışta lafa giremiyorlarmış gibi bi halleri var. Kadın adamlarla vedalaştıktan sonra bakkala girdi adamlarda yine mesafeli bir şekilde zıt yönde yürümeye başladılar. Evli evine, köylü köyüne misali...
 Sorgu Mimi
1) Açık ilişki hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bi konuda düşünce ortaya koymak için o konu hakkında bilgi sahibi olmak gerekir, haksız mıyım? Ben açık ilişki nedir bilmem ama ‘’isteyen gelsin kapımız her zaman açık’’ tarzında bi ilk çağrışım yaptı bana. Bende cahıllığımı gidermek için hemen google amcama gittim oradan da viki teyzeme uğradım, onlar da şöyle bi cevap verdi:
Bireylerin birden çok sevgiliye sahip olabildikleri, söz konusu ilişkiye dahil olan herkesin bu durumun bilincinde olup bunu onayladığı, monogaminin (tekeşliliğin) ya da monamorinin tersi niteliğinde, insanlar arası ilişki türü.
“Poliamori” sözcüğünin kökü Yunanca ve Latinceye dayanır. Yunancada poli “çok”, Latincede amor “aşk” anlamına gelir. Bu anlamda poliamori sözcüğünü “çoklu aşk” olarak çevirmek mümkündür. Poliamori ya da çoklu aşk, “sorumlu, açık, dürüst ve uzun vadeli” duygusal birliktelikleri içerir. Çoklu aşk ilişkiye taraf olan herkesin bilgisi ve onayı ile yürür. Bu anlamda “radikal dürüstlüğe” dayanır ve “aldatma” pratiklerinden ayrılır.
Hımmm… Hımmm… İyiymiş. Ama benim tercih edeceğim bir şey değil yinede. Yani aslında ilişkideki dürüstlük olgusu hoşuma gitti. Bu poliamorideki dürüstlüğü ve açıklığı monogamiye uyarlasak olama mı?
2) Eşcinseller arasında marka takıntısı var mı? Giyimine özen gösteren sadece eşcinseller mi? Dar pantolon giyen biri hakkında hemen eşcinsel bu diye düşünür müsün? Örneğin iç çamaşırı alırken aldıklarına dikkat eder misin yoksa don olsun derli toplu tutsun mu?
Ya şimdi bu soruyu soran arkadaş hepsini arka arkaya sorarak sanki hepsi birbiriyle bağlantılıymış gibi bi çabaya girmiş ama soruların birbiriyle alakası yok bence özellikle şu don kısmı… eşcinsellerle alakası ne? Neyse dediğim gibi hiçbir sorunun birbiriyle alakası yok o yüzden daha fazla sorgulamadan cevabımı yazayım. Eşcinsellerin %100’nün marka takıntısı olduğunu düşünmüyorum, her marka takıntısı olan insan eşcinsel değildir, her eşcinselin de marka takıntısı yoktur. 
Toplum önüne çıkacak ''her'' kişi giyimine özen göstermelidir.
Yo, hayır düşünmem çünkü bu tarz meselesi mesela ben dar şeylerle çok rahat edemem dar giyen birine de  bu eşcinsel etiketini yapıştıramam.
Evet, dikkat ederim. 
3) Küçükken bebek oynamayı sever miydin? Evcilik oynamayı sever miydin? Daha çok kız arkadaşın mı vardı erkek arkadaşın mı?

Düşünüyorum da her oyunu oynamayı severdim ben. Evcilikten futbola kadar her şeyi oynamışlığım vardır. Mahallede benden başka kız yoktu bende erkeklerle oynamak zorundaydım. Eee erkek olunca haliyle futbol oynardık, şikayet etmezdim tabii, hoşuma giderdi futbol oynamak. Sonradan başka bi yere taşınınca kızlarla oynamaya başladım. İp atlama, ebe, saklambaç, barbie, ecvilik… her şeyi oynadım yani. He bi de hırsız polis oynardık çocuklarla. Pazar günleri ailecek pikniğe giderdik ormanda da hep bisiklet sürerdik.

4)Genelde yabancı müzik mi dinlersin? Müzik tarzın nedir? Dans etmeyi sever misin? Bacağını 180 derece açarak oturabiliyor musun?

Evet, yabancı dinlerim genelde. Ben her şeyi dinlerim yeter ki kulağım sevsin.
Dans edebilseydim severdim belki. Ama nedense yapamıyorum. Çok esnek bi insanımdır ama... övünmek gibi olmasın.  180 derece açamam ya… birkaç gün uğraştıktan sonra açabileceğimi düşünüyorum ama.

5) Fantezilerin var mı?
Fantezi… Yoktur öyle şeylerim benim cık.

6) X'ten Next olur mu? Sevgili ile arkadaş kalınabilir mi?
X’in başına E ve N, sonuna da T getirirsek neden olmasın? Sevgiliden arkadaş olmaz ama.

7) Pisuvar takıntınız var mı? Beden eğitimi dersleriyle aranız nasıl?
Pisuvarla beden eğitiminin alakası ne? Yine farklı farklı şeyleri aynı soruda sormuşlar. Hem bu soruları hazırlayan nasıl bi ruh halindeydi acaba çok merak ediyorum.
Erkek olmadığım için pisuvar takıntım yok. Hoş erkeklerin var mıdır?
Beden dersleriyle aram iyiydi sınıfta en iyi takla atan birkaç kişiden biriydim.

8) Sizce eşcinseller narsist midir? 
Töbe töbe… Ya bence bu soruları hazırlayan insan eşcinsel ama bunu itiraf edemiyor. Bu sorularla da toplumun (bu toplum blog alemi oluyor sadece sanırım) nabzını ölçüyo bence. Bu kadar eşcinsel sorusu sormanın başka açıklaması olamaz bence. Arkadaşım kimliğini saklamana gerek yok normal bir şey artık bu. Soruya gelirsek narsistlik tamamen kişilik meselesi.

9) Bir harem kur deseler haremine alacağın tek kişi?
Tek mi? Ama ya neden tek kişi?
Shin Min Ah, Song Hye Kyo, Jun Ji Hyun,  Han Hyo Joo ve Yoon Eun Hye arasından seçim yapmak çok zor benim için çünkü hepsinin oyunculuklarını da fiziksel görünüşlerini de çok beğenirim. Ama bu beşliden birini seçecek olsam sanırım Jun Ji Hyun’u alırdım.
Bi dakika ben neden harem kuruyorum ki? Napıcam Jun Ji Hyun’la… Yoksa! Yoksa bu da mı eşcinsel soru... O.o

Evet, bir mimin daha sonuna geldik... Kimleri mimlesem diye düşünüyorum ama sanırım uzun zamandır olan bi mim o yüzden çoğu kişi yapmıştır. Mimi yapmadığından emin olduğum canıms Rosa'yı ve çiçeği burnunda blogger olan Şems Pare'yi mimliyorum bende. Yazmak isteyen olursa üstüne alınabilir hiç çekinmeden. Eee hadi benden bu kadar. :)

21 Haziran 2014 Cumartesi

Beast – Good Luck Albüm İncelemesi

The Beauty and the Beast Vol. 2
Roller değişiyor: Beauty’e Dönüşen Beast’ler
Her biri tam bir Beauty olan Beast... Beast için bu albüm dönüm noktası bence. Görüntüleri olsun müzik açısından olsun bundan sonra tamamen farklı bi Beast göreceğimizin sinyallerini verir gibiler… Nasıl desem daha bi olgun değiller mi sizcede? Sadece dış görünüşlerine ( Seobie’yi tamamen ayrı tutuyorum bu konudan her ne kadar bi kütle kası olsa da o bebek suratı asla erkeksi tarafını göstermesine izin vermicek ve her birinin salaklıklarını da görmüyomuş gibi yapabiliriz değil mi?) ya da şarkı sözlerine bakarak bile anlayabiliriz bunu. İster şirin imajları olsun ister şekşi her türlü kabulüm ben de böyle daha bi hoş olmuşlar yani.
Şarkıları tek tek incelemeye geçmeden önce albümde genel olarak ön plana çıkan ses benim için Dongwoon’dur. Maknae bi değişik olmuş, hoş olmuş yani. Her şarkıya karakterini veren o tonlamalarının beni benden aldığını söylemeden geçemicem. Ses rengi her zaman güzeldi ama vokalini ciddi anlamda geliştirmiş bu sefer.
Ve albümde benim için takdire şayan olan kısımlardan biri de hazinemiz Jun’un rap kısımları. O kendine has tarzı ve tonlamalarıyla rapi zirveye çıkmış.
Genel olarak elektronik müzik hakim ama romantik enstrümanları da kullanmaktan çekinmemişler. ''Ya bu alakasız şeyleri biz nasıl bağlarız'' demeden ustalıkla bütünleştirmişler. 
01.We Up

Hey little sexy Ma bubble bubble gum baby…
Vokaline biterim Jun…

Herhalde albümün en sexual parçası. Başta dediğim gibi bizim bebeler artık büyümüşler. Koca sıpa olmuşlar. Şimdi, evet Dongwoon’un sesi, sesinin o karakteristliği, tonlamaları falan filan… biri şu çocuğu gözümün önünden alsın yoksa sonum iyi değil benim. Ya hayır anlatamadım. Duygularıma tercüman olmuyor hiçbir şey. Nasıl anlatsam bilemedim ki… mest oluyorum Dongwoon’u dinlerken bu albümde ya… Dujun’a da ayrı mest oldum, kelimeleri hoplata hoplata ne güzel söylüyor salak. Şımarık karakterine uyumlu bi şımarıklıkla melodiyle ahenk içinde adeta. Karışık anlattım gibi sanki ama iyi işte, harika, mükemmel. Canlı performansta o dansçı kıza gözleri parlayarak bakması, gülücük atması falan gözümden kaçmadı yalnız, bunu da söylemek istedim. Music Bank, Music Core ve M Countdown performanslarının hepsinde aynı yerde aynı şekilde gülüyo kıza. La oğlum ne var aranızda? Bitleri bile gülüyo salağın...


Parçanın rap kısmı çok güzel… Hani Jun böyle ''Turn it up pow pow pow get loud
Pow pow pow pow pow loud'' diyo ya sanki gazoz kapağı açarmış gibi pat, pat, pat ses çıkarıyo ya… buna da mest oluyorum işte… Sonra bide Kiki'nin ''Imma take you high I I Ima take you high'' diyişine, Hyunsung'a, Yoseob'a da ayrı mest oldum.
Disco-pop tarzı bi melodisi var. Kulağım beni yanıltmadıysa üflemeli bi enstrüman kullanılmış. Elektronik müzikle bu enstrüman hoş bi uyum yakalamış.

02. Good Luck

İlk dinlediğimde hiç sevmemiştim ve çok kulak tırmalayıcı bulmuştum ama dinledikçe alıştım. Yinede bas sesi kulağımı rahatsız ediyo. MV’nun başında olan çello kısmı bi harika ama… Yoseob’un baştaki o solosu şarkıya hiç mi hiç uymamış. Bi şarkı bitiyo ötekine geçiliyo gibi olmuş ama yinede onun kısmındaki piyano melodisi çok hoş. Ağır bi elektro vuruşu var şarkının genelinde bence bu kadarına gerek yoktu ama Jun’un rap bölümünde(ki bence şarkının Dongwoon’un yerleriyle en harika kısmıdır) piyano sesini  ve elektro müziği harika ötesi harmonize etmişler ayakta alkışlıyorum. Ya aslında tüm şarkı boyunca bu orkestral enstrümanlarla elektro müzik uyumu güzel olmuş. Klip ortalama aslında ama içinde ufak mesajlar verilmeye çalışılmış. Mesela ne mi?

Bizim Jun Hz. İsa olmuş efendim. Bilen bilir ''Son Akşam Yemeği'' adlı bi tablo vardır. Leonardo da Vinci’de dahil olmak üzere bir çok ressam tarafından remedilmiştir bu olgu. Hz. İsa ve 12 havarisi bi oda içinde uzun dikdörtgen bi masaya oturmuş, tam ortada İsa Peygamber var. Havarileri de altısı sağa altısı sola olmak üzere üçerli gruplar halinde dizilmiştir bu tabloda. Yalnız mv ile tablo arasındaki fark Jun’un havarileri ki bence onlar bizimkinin cariyeleri olur, tablodaki havarilerin hepsi erkektir biri dışında Magdadalı Meryem nam-ı diğer kutsal kase ama tabii bizi burası ilgilendirmiyor bu yazıda. Peki bu tablo bize neyi anlatır. Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önce dostlarıyla yediği son yemektir. Dostları dediğime bakmayın çünkü mv’da da Jun’un başına geldiği gibi havarilerden biri İsa’ya ihanet edecektir. İşte Hz. İsa’nın masadakilere ''İçinizden biri bana ihanet edecek'' dediği anı ve herkesin yüzünde oluşan şaşkınlığı anlatır tablo bize. Farkettiyseniz mv’da kızlarda gruplar halinde toplanmışlar ve fıs fıs dedikodu yapıyolar. Ne konuşuyolar dersiniz? Tabiisi de Jun’a kimin ihanet edeceğini…


Tabloda da zaten ihaneti karşılığında Judas'a (Yahuda) verilen bi altın torbası var (İsa'nın sağında yaşlı adama doğru gerilemiş kişi olur kendisi bi de dikkat ederseniz yaşlı adamın elinde de bıçak var) ve aynı benzerliği klipte de görüyoruz. Birisi altın dolu bi sandıktan altın dolu bi kese alıp cinayeti işleyecek kişiye veriyor. Sonra da cinayet silahını… Yalnız efendim çok komiktir ki kız Jun’u kahvaltı bıçağıyla öldürüyor. Neyse tablonun orjinaline ve mv’ya bakarsanız bir çok benzerlik göreceğinize eminim buyrun kendi gözlerinizle görün. 

         

Gördüğünüz gibi odanın şekli, tavan ızgaraları, arkadaki üç pencere ki bu pencerelerden gelen ışık resmin orjinalinde İsa’ya çeker dikkati ve İsa’yı betimler aynı zamanda, burada da Jun’u simgeliyor. Yan taraflardaki detayları bile benzetmişler. Masadaki şarap Junsus’un ( Hz. İsa (Jesus) ve Jun’u shipledim, günaha girdim mi acaba? ) kanını, köşedeki ekmekler ise bedenini simgeler. Bu da Hristiyan inancında Hz. İsa’nın ölümünü ve yeniden dirilişine işaret eder. Tam kız Jun’u öldürdüğü sırada Yoseob’un ''Sen benim ilk ve sonumsun'' dediğini duyuyoruz ve akabininde de bizimkiler kızdan vazgeçtiklerini söylüyorlar son kısımlarında şarkının. Kıza mutlu olması için good luc beybi  diyorlar. Beni bıraktığını kabullendim ama ben yine de seni görüyorum diyorlar. Yani demem o ki Jun’un ölmesi aslında bu durumu kabullendiğini ve çektiği acılardan kurtulup yeniden acısız bi şekilde doğmasını, yeni aşklara yelken açmak istemesini ifade ediyor gibime geldi yani.





Son olarak bu tabloyla ilgili bir çok sır ve kompla teorisi dönüyor ortalıkta yani hepsini  burda konuşmaya kalksak, yazmaya kalsak destan olur herhalde ama ben sadece bizim kliple ilgili olanı yazacağım. Şimdi Pagan kültüründe V kadını simgeler, ve kadın kutsal kase demektir. Erkek ise ters V ile sembolize edilmiştir Paganlarda. Ben o masadaki kutsal kaselerin hem ordaki sizinde anladığınız gibi cariyeler hemde masadaki kocaman saksı gibi kaseler olduğunu düşünüyorum. Erkek ise Jun tabii ama bununla kalmıyor bence. Jun masada otururken ellerini birleştirerek ters V yapmış dikkat ederseniz. Bu ayrıntılar da böyle işte efendim çok önemli mi diye sorarsanız bence değil ama aklıma geldi.


Bundan başka hoş detaylar yok bence mv’da ortalama bi klip benim için. Klibin ve şarkının tek iyi yanı kareografidir kesinlikle. Tek kelimeyle ba-yıl-dım. O kadar harika ki aşık oldum kareografiye. Bu kadar zor bi dansın altından başarıyla kalkabildikleri için tebrik ediyorum bizimkileri cidden 10 numara bi iş. Şarkıya alışma sebebim de dansı günde bilmem kaç kere izlediğim için olabilir bu arada. Kostümleri de çok beğendim ben, atletik danslarıyla tam uyumlu. 10 numara, 10, 10, 10. Ama Hyunseung’un kafasındaki o bant nedir Allasen ya? Bide canlı performansta ki pantolonu nedir... Yorum yapmak istemiyorum...

03.Dance With U

Tetris ya da ateri oyunları müziğini anımsattı bana ilk girişteki ve sonradan da arka fonda hafifçe duymaya devam ettiğimiz o ses. Jun rap yaparken ki ses işte. Ya çok garip şeylerle benzetiyorum ama napim. Kötü olduğunu söylemiyorum aksine sevdim şarkıya eğlenceli bi hava katmış. Ama genel olarak  çokta ahım şahım bi parça değil. Ortalama olmuş işte yinede vokallere bi iki övgü etmeden bitirmek istemiyorum. Kiki’nin ''When I Was Your Man'' diyişini yerim ya. Dongwoon’un ''When I Was Your Man'' diyişini napıcaz peki? Peki ''When i was your man modeun ge neomu haengboghaesseul ttae nega nae pumeul tteonagandaneun geon hansungando sangsanghae bon jeogi eobseo'' bütün bu kısmı inanılmaz bi güzellikte söylemesini ve sondaki kısmını da hayretler içinde kaldığım gırtlağıyla söylenmesini napıcazNeden bu kadar güzel söylüyor bu çocuk? Offf… ne zaman sesiyle nunasının kalbini çarptıracak kadar büyüdü bu?

04. No More


Ortalama bi parça. Orta tempolu hafif bi ballad. Yani çoğu kişi tarafından dinlenilebilir sevilebilir. Tamam güzel şarkı dediğim gibi ama Beast’in diğer balladlarıyla kıyaslarsak… cık olmamış. Ya soundtrack havası yok mu şarkıda sizce de? Bilmiyorum yani öyle ''Ayyyyyyy canım bi No  More çekti açıp dinleyeyim'' diyebileceğim tarzda bi şarkı değil. Dongwoon’un ''İjen aniya…'' dediği yer beni benden alıyor ama söylemek isterim. Maknaenin vokalini çok beğendiğimi söylemiş miydim daha önce.

Klip saçma bana göre… bi kere esas oğlan Jun olabilir ama diğerleri neden o kadar az görünüyor. Hele ki Dujun… sanki geçerken hatrımız kalmasın diye bi uğramış gibi klibe. Hem neden her zaman esas oğlan Jun oluyo ki? Bence Kiki ya da Dongwoon’da çok güzel esas oğlan olabilir ya da Dujun. Cube lütfen duy sesimi, çebal!

Klipte verilmeye çalışılan mesaj tamam hoşta… bilmiyorum ben sevmedim. Bu kızı bırakmış şimdi… kızın aşırı sevgisi bunaltmış bence bunu ama yinede kızın mutlu olmasını istiyor. Kızımızda sapık gibi bütün gün telefon başında Beastagram’da Jun’u ve arkadaşlarını takip ediyo... Kızım istenmiyosun işte be anla, sülük seni… Çok mu ağır konuştum? Ben böyle konuşuyorum ama Allah belamı vericek bi gün… bu kızdan beter yapışkan olurmuşum bide ay evlerden ırak.
En sonunda kız hiç bi umudu kalmadığını anlıyor ve resimleri, hatırası olan her bir şeyi rafa kaldırıyor. Aslında kalbinde değil kafasında bitiriyor bu aşkı ama bitiriyor işte, zavallı kızcağız napsın. En sonunda da Beastagram’ında ''mutlu'' olduğu bir resim paylaşıyor. ''Bak bende seni unuttum, çok havalanma'' der gibi. Klibin mesajı ise bence şudur: Hepimiz gerçek hayatın acılarından ve sıkıcılığından kaçıp sanal dünya da kendimize sahte hayatlar kuruyoruz. Mutlu olduğumuz hallerimizi resim, video vs. paylaşıyoruz ama bu bizim gerçekten mutlu olduğumuzu gösterir mi? Bu kızda Jun’un başkasıyla buluşmaya gittiğini gördüğü için mutluymuş gibi yaparak resim paylaştı. Bizim safta hemen inandı ve beğendi. Mal işte…


Bu arada bugün Music Core'da bu şarkıyla birinci olduk. Haftalardır Taeyang'ın olan tahta oturdular bizimkiler. Taeciğim senin adına üzüldüm ama zaten ne zamandır birinciydin artık yeter canım değil mi? Beast'i ve bu birincilikte katkısı olan Beauty'leri tebrik edelim son olarakta.
05. History

Hepimizin bildiği üzere Kiki’nin aşk deneyimlerinden ortaya çıkmış bir eser. +18 bi parça. Şaka yaptım şaka asdghjlkşzxcvböç… Şarkının cinsellik içerdiği doğrudur. Çok sexual bi şarkı olmuş işin özü. Önceden dediğim gibi Beast’in olgunlaşmaya başladığının sözlerle kanıtı biteliğinde. Neyse güzel ama. Bu şarkıda ön plana çıkan Hyunseung… o nasıl bi History deyiştir annem ya sesine kurban senin. Bir anda nası öyle yüksek notaya çıkabildin maşallah maşallah süphanallah. Ve Jun’un rapi Allammmmm……..
Ve Dujunnnnn… yapma böyle. Please, çebal… Nası bi söyleyiştir o…

06. Tonight To Your Side


Bu parça bana o Amerikan çiftlik filmlerinde duymaya alışık olduğumuz country müziğini anımsattı. Baterinin vuruşu, gitar rifleri country müziğine yakın gibi. Gözlerinizi kapatın başınızda kovboy şapkası, ayaklarınızda kovboy çizmeleri, göbeğinize kadar çektiğiniz eski buz mavisi kotunuz ve kareli gömleğinizle yeşilin alabildiğince uzandığı o kırlarda elinizde gitarınızla hayal edin kendinizi… Ettiniz mi? Heh şahsen ben bu şarkıyı dinlerken bu hislere kapılıyorum. Özellikle şu ‘’Hov hov hov…’’ kısmında. Sizi bilemicem ama dediğimi yapmaya çalışmanızı öneririm. Hangisini övsem bilemedim hepsinin sesi ayrı bi güzel. Son olarak sözler bakımından en beğendiğim parçadır kendileri. Sanırım We Up’la birlikte favorim olamada kapışırlar.

07. Sad Movie

Sad Movie zaten Japonca single albümünden bildiğimiz ve severek dinlediğimiz bi şarkı. O yüzden üzerinde fazla durmıcam sadece demek istediğim genelde bi şarkının önce Japoncasını dinledikten sonra Korecesini dinleyemem, ilk Korece versiyonunu dinlediysem de Japoncasını duymaya tahammül edemem. Böyle sanki bazı partları tam oturmamış ta melodiye zorla uydurmaya çalışmışlar gibime gelir. Ama gariptir Sad Movie’de aynı şey olmadı. Gayet her şey yerli yerine oturmuş ne eksik ne fazla bi şey var şarkıda.

Son olarak bi puan vermem gerekirse Good Luck benden 5 üzerinden 4 alır. Ve Dongwoon'un sesi kalpkalpkalp...